​​​​​​​“FREEDOM FOR PALESTİNE: ‘’ FİLİSTİN’E ÖZGÜRLÜK!’’

“FREEDOM FOR PALESTİNE: ‘’ FİLİSTİN’E ÖZGÜRLÜK!’’

Almanca adıyla ‘’ MEİN KAMPF’’ İngilizce adıyla ‘’ MY FIGHT’’ Türkçe adıyla ‘’ KAVGAM’’

Adolf Hitler’in 1924 yılında hapishane yıllarında yazdığı kitabın ilk cildi.

15 yıl önce ilk kez okuduğumda kitap beni ürpertmiş Hitler’e lanet ettirmişti.

15 yıl sonra bu kitabı bu ilk cildi ikinci kez okuyorum.

Bu kitabı ikinci kez okumamın nedeni İsrail’in bugünkü zulmü karşısında Hitler’in o günkü ruh halini yeniden anlamaktı.

Kitapta Hitler, Alman devletinin Yahudilerce içten içe nasıl ele geçirilmeye çalışıldığını anlatıyor buna karşı Alman devlet yöneticilerinin acziyeti irdeleniyordu.

Tıpkı 1890'lı yıllarda Filistin topraklarının Lübnan, Mısır gibi ülkeler göç eden bir kısım Hristiyan Filistinlilerce İsrail’li yerleşimcilere satılması ve 1948'den sonra bir devlet politikası olarak zorlayarak gaspla metastaz yaşayan vücuda yayılan bir kanser hücresi misali Filistin'i yutma stratejisinin o günkü Almanya'ya uyarlanması ihtimaliydi belki Hitler'i o günlerde bu düşünceye iten.

Bugün Filistin’in Gazze bölgesinde benimle birlikte dünya bir soykırıma şahitlik ediyor.

İşte bu ruh hali ile okumaya başladığım kitabın bana düşündürdükleri özetle şuydu.

Bir millet yaşadığı bir şeyi yaşadığı bir soykırımı neden yaşatmak ister.

Hitler galiba haklıydı bu pervasız ahlaksız gözü dönmüş topluma yaşattıkları için…

Çünkü bir millet geçmişte yaşadığı bir zulmü yaşatıyorsa o millet o zulmü o gün hak etmiş demektir.

Şimdi insanlık olarak sadece 5 dakikanızı ayırmanızı ve düşünmenizi rica ediyorum.

Bir an İsrail bombalarıyla parçalanmış çocuğunun uzuvlarını enkazlar arasından toplamaya çalışan Filistinli bir annenin yerine koyun kendinizi…

Veya vücut bütünlüğü ortadan kalkmış çocuğunun parçalarını poşetlere koyup mezara defnetmeye çalışırken isyankâr haykırışıyla acısını içimizde hissettiren Filistinli bir babanın yerinde kendiniz olduğunuzu düşünün bir an...

Bu acıya tarif bu haklı isyana haksız bir gerekçe bulamıyorum.

Tam 7 aydır dünyanın gözü önünde bir toplum, toplu kırıma tabi tutuluyor.

Hepimize yıllarca ‘’Batı değerleri’’ adı altında dayatılan gerçekte batının kendi çıkar amaçlı beklentileri için kullandığı bu çürümüş kokuşmuş düzenin bu sözde değer enstrümanı artık yeniden sorgulanıyor.

Er geç İsrail soykırımına açık destek vermekle kalmayıp milyarlarca dolarlık silah veren ABD, AB devletleri tarih önünde bu yaptıklarıyla yüzleşecek…

Çıkar amaçlı kullanarak tükettikleri bu sözde batı değerleri, mazlum Filistin halkı katledilirken durdukları yer, kendilerine hatırlatılarak zamanı geldiğinde yüzlerine tükürülecek.

Dünyada iyi insanlar kişilikli devletlerde var.

Kişilik sadece bir insana özgü bir kimlik değildir.

Devletlerinde kişilikleri vardır.

Kişiliksiz devletler kategorisine bakacak olursak…

Örneğin İsrail tarihin gelmiş geçmiş en kişiliksiz en alçak en soysuz devletidir.

Aslında Siyonist İsrail’e bir devlette denilemez.

İsrail, Teo-politik eksenli düşünen dini hurafeler ile yönetilen bir terör devletidir.

ABD, adı Kızılderili yerli soykırımı ile anılan dünün ve bugünün en alçak en ikiyüzlü en kişiliksiz ikinci devletidir.

Emperyalisttir. Ülkeleri toplumları birbirine düşüren dünyanın kanını emen besili bir sülük çıkar amaçlı politikasıyla ülkelerin sırtından geçinen gerektiğinde çöken bir parazit devlettir.

Fransa, İngiltere, Almanya, vb. gibi Avrupa devletlerinin neredeyse tamamı sadece kendi kültür ve dini eksenli düşünen milletler topluluğu olarak öne çıkan üçüncü dördüncü beşinci kişiliksiz devletler kategorisine girerler.

Kuzey Amerika’yı oluşturan ABD, Kanada ve AB’yi oluşturan Avrupalı devletler, insanlığı ‘’ kültür ve din’’ eksenli düşünce kavramları üzerinden biz ve ötekiler olarak kategorize ettikleri için Gazze’de İsrail soykırımına sessiz kalmaları iktidarlarını korumak için insana rağmen ülkelerindeki ‘’ Yahudi diasporaya’’ boyun eğen ikiyüzlü kişiliksiz devletlerdir.

Bir de kişilikli devler vardır ki bunlar… Türkiye, Güney Afrika, İspanya ve İrlanda…

Bunların yöneticileri dünyanın onurlu yöneticileri, halkları dünyanın onurlu halklarıdır.

Ayrıca Columbia, Stanford, Sorbonne, vb. gibi dünyanın onurlu üniversiteleri bu üniversitelerin onurlu öğrencileri onurlu akademisyenleri olduğunu unutmayalım.

İşte bunlar dünyayı değiştirecek dünyamızın geleceği ile ilgili hayalleri hep taze tutacak insanlığın ortak mirası ortak umutlarıdır.

İnsanlık olarak siyasetten ve dünya görüşlerimizden bağımsız yaşadığımız bu trajedi karşısında içinde birazcık insanlık kırıntısı olanların ortak haykırışıdır: ‘’ FİLİSTİN’E ÖZGÜRLÜK!’’”

YORUM EKLE