banner18

ERDOĞAN’IN YANINDA DURMAK

ERDOĞAN’IN YANINDA DURMAK

Siyasal tarihimizde içeriye aldığı Truva atlarıyla içten vurularak en fazla ihanete uğrayan lider kim sorusuna da verilebilecek tek cevap Cumhurbaşkanı Erdoğan’dır.

İhanet insanoğlunun fıtratında vardır. Ancak kendilerine hayal edemeyecekleri birtakım görevler tevdi edilmiş bir kısım güruhun ilk fırsatta kaçma vefasızlıklarını siyasetin değil belki ama kişi ve kişiliklerin ne kadar çok yozlaştığının da bir göstergesi…    

Millet olarak bizim en büyük hastalığımız nedir biliyor musunuz?

Kendi değerlerimize sahip çıkamayışımız…

Geçmişe dönüp şöyle bir bakıyorum da birisi bir şey üretti mi özellikle yerli ve milli ise onu gazete manşetleriyle linç etmişiz daha olmadı millete ibreti alem olsun diye bir tek asmadığımız kalmış...

Yıl 1925…  Uçak teknolojisinde ki başarısından dolayı TBMM tarafından üç kez takdirnameyle ödüllendirilen tek kişi Vecihi Hürkuş adında bir girişimcimiz..

1925 yılında‘’ Vecihi K VI’’ adlı kendi imalatı olan uçağı uçurmuş sonrasında uçak teknolojisini sürekli geliştirmiş ve 1939 yılına gelindiğinde izinsiz uçurdun diye Vecihi bey önce askeriyeden sonra Türk Hava Kurumu cemiyetinden kovulmuş. Ülkeye kazandırdığı ufuk minvalinde devlet tarafından sahip çıkmak bir yana 1969 yılında yalnız başına terk edilmiş olarak köhne bir evde ölü bulunmuş.

Yıl 1961… Girişimci iş adamımız Nuri DEMİRAĞ, 22 mühendisle 1961 yılında raylardaki ilk yerli lokomotifimiz ‘’ Karakurt’’ u üretirken aynı zamanda ilave olarak 2.500 km.ray döşemekle kalmamış, uçak üreterek ürettiği uçağı ihraç edecek kadar siparişler almış sonra ne olduysa uçaklarıyla birlikte kendisine sahip çıkmadığımız gibi kazandırdığı uçak teknolojisini tarihin tozlu sayfalarına terk etmişiz. Sonra bir bahane bulup ilk lokomotifimiz Karakurt’u da  gar dehlizlerine kapatmışız. Bu girişimcimize dışarıdan yatırım için teklifler almış ancak o Türkiye’den ayrılmayacağını ifade ederek bu teklifleri geri çevirmiş. Kazandırdığı uçak fabrikası ve girişimcilik ruhuna sahip çıkılmamış. Sahip çıkılsaydı savunma sanayi başta bir çok alanda ki teknolojiye onlarca yıl önce kavuşmuş olacak dahil olduğumuz bu projede 1.2 milyar dolar vererek ABD’den alamadığımız F-35’lerden veya nazlanarak verecekleri F-16’dan daha üstün yeni nesil gelişmiş teknoloji klasmanındaki yerli savaş uçakları başta denizaltılar, uçak gemileri gibi ileri teknolojik ürünlere çoktan sahip olmuş olacaktık.

Bunun gibi onlarca örneklerle dolu tarihimiz…

Oysa aynı şeyi bir yabancı üretti mi ona övgüler yağdırmış yere göğe sığdıramamışız. 

Maalesef bu durum bugüne kadar ülkemizdeki belli güç merkezlerini işgal eden gerek siyasi gerek entelektüel gerekse bürokratik yapımız içindeki batı hastalığı olan kendi geçmişini hor gören aşağılayan müstemleke zihin kodlarına sahip bir kısım güruhun kronik bakış açısı olagelmiş.

Bunu bir nevi kendimizi özgüvenini yitirmiş kendini değersiz görmenin algılarımızdaki psikolojik yansımasını siyasal, bürokratik ve toplumsal hayatımızın birer parçası yapmışız.

Oysa büyük devlet olmak kültürde, sanatta, ekonomide, katma değeri yüksek teknolojide hatta savunma sanayinde de büyük olmayı her alanda sağlam bir irade ortaya koyabilmeyi gerektirir.

İşte tüm bunları zihin kodlarımızın gücünü, olağanüstü durumlarda irade ortaya koyabilme becerimizi, hantal ve yaşlı batı milletlerinden üstün olma hasletlerimizi biz Erdoğan’la öğrendik.

Erdoğan’ın bu millete en büyük mirası nedir diye sorarsanız 2200 yıllık tarih geçmişinden beslendiği ‘’özgüven ‘’ ruhu ve İbn Haldun’un ‘’ coğrafya kaderdir’’ tezinden hareketle  terör örgütleriyle mücadelesinde bu coğrafyanın kazandırdığı her koşulda yılgınlık göstermeden verdiği ‘’ mücadele ruhu’’ dur.

Bunlar dışında  Erdoğan bize bir şey daha öğretti, ‘’ hayal kurmayı…’’

Onunla öğrendik büyük hayaller kurmayı… Onunla alıştık büyük ve beylik laflar etmeye… Onunla öğrendik dünyanın batıdan ibaret olmadığını… Onunla yaşadık onurlu köşe taşlarıyla döşenmiş büyük devlet olmanın gururunu…Öğrenilmiş çaresizliğimizi onunla sildik zihinlerimizden…

Batının egonomi yüklü büyüklük hastalığı lider profili önünde ezilen büzülen avuç ovuşturan elpençe duran ergonomik kullanışlı lider prototipinden, misillemesine misliyle kibrine kibirle karşılık veren yeni nesil Türk lider jargonu  onunla öğrendik.

Zihinlerimizdeki bu kırılmaları geleceğe bakış perspektifimizdeki büyük algı restorasyonunu Erdoğan sayesinde ete kemiğe büründürdük.

Tüm bunlar ışığında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 21yy. ‘’ Türkiye Yüzyılı’’ olacak ifadesi iş olsununa laf ola beri gele söylenmiş bir söz değil. Bunlar beylik sözler… Bunu Erdoğan’dan başka birisi söylemiş olsaydı belki güler geçerdim. Ancak Erdoğan söylediği için bu söze tabi oluyorum.

Peki büyük millet güçlü Türkiye profili ortaya koyan böyle bir Erdoğan portresi karşısında dışarıdaymış gibi görüntü veren HDP’nin de içinde olduğu millet ittifakı neyi vadediyor?

 Ufukların efendisi ülke olma minvalinde bu millete hangi ufku işaret ediyor?

Büyük, müreffeh ve güçlü Türkiye ülküsünde neyi öneriyor?

Muhalefetin vadettiği şunlar:

-Vadedilen şey parlamenter sistemin dayattığı bir türlü ‘’kurulamayan hükümetler…’’

 -Ortalama ‘’ömrü 1,5 yılı geçmeyen koalisyonlar…’’

-Aylarca süren koalisyonun dayattığı ‘’milletvekili ve bakanlık pazarlıkları’’, gensoru marifetiyle hükümeti düşürmek için para karşılığı milletvekili devşirme rezaletleri…

- HDP’ye bakanlıklar vererek ‘’terörü yeniden hortlatma’’ zeminine ortam oluşturma nostaljisi…

-Erdoğan Türkiye’sinden ümidini kesen batı karşısında ön ilikleyen ‘’pısırık liderler’’ silsilesi…

-Eskiden olduğu gibi NATO’nun en doğusunda Batının doğu sınırını korumaya koşulsuz biat eden ‘’silik bir Türkiye’’ profili…

İşte millet ittifakınca vadedilen bunların iktidarında görebileceğimiz şeylerden sadece birkaçı…

Vecihi Hürkuş ve Nuri Demirağ gibi adına burada sayabileceğimiz onlarca değer bu tip zihin jargonuna sahip beyinler sayesinde sahip çıkılmadığı zor ve güç koşullarla elde edilmiş teknolojik çabalar  daha ileriye çok daha ileriye götürülemediği için bu kazanımlardan yoksun  ülke onlarca yıl yerinde saymış.

Bugün Cumhurbaşkanı Erdoğan ve çevresindeki Bayraktarlar veya onlarca girişimci içinde aynı senaryolar planlanıyor olabilir.

Millet olarak biz bu filmin galasını çok öncelerden izledik. Tekrar aynı filmi seyretmek aynı senaryonun figüranı olmak istemiyorsak kazanımlarımızı elimizdekileri heba etmemek için iyi düşünmemiz hem de çok iyi düşünmemiz gerekiyor. 

Millet ittifakının Erdoğan’ sız Türkiye stratejisinde Erdoğan’ın yanında durmak onunla yol arkadaşlığı yapmak bu onur yürüyüşüne katılmak işte bunun için çok değerli…

Tıpkı Ahmet Eşref Fakıbaba gibi kendilerine yıllarca önemli görevler taltif edilenlerin sözde bahanelerle seçime 7 ay kala yangından mal kaçırır gibi kendini bir yerlere atma refleksini veya İzmir milletvekili Mehmet Ali Çelebi gerekse TBB eski Başkanı Metin Feyzioğlu’nun 2053 ve 2071 vizyonları için Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yanında durma ve 2023’e giden  güzergahta birlikte yürüme irade ve reflekslerini işte bu perspektiften yorumlamak gerekiyor.

 

 

 

 

YORUM EKLE

banner2