SUİKASTÇI

SUİKASTÇI

 Millet olarak bizim en büyük hastalığımız nedir biliyor musunuz?

Kendi değerlerimize sahip çıkamayışımız yanında linç kültürünü hep itibarsızlaştırma aracı olarak kullanıyor olmamız.

Maalesef bir şeyler yapmak isteyene, üretene gereken kıymeti atfetmediğimiz gibi yapanı da üreteni de yerden yere vurmuş bir ipte sallandırmadığımız kalmış.

Ancak aynı şeyi aynı ürünü bir yabancı üretti mi ona övgüler yağdırmışız onu göğe sığdıramadığımız gibi elimizi patlatıncaya kadar alkışlamışız.

Bu algı operasyonu batı kültürünün ‘’ endoktrinasyon’’ yani beyin yıkama yöntemi ile zihinlerimize empoze edilerek dayatılması kendine ait olanları küçük görme hastalığının göstergesidir.

Diğer bir deyişle bu durum özgüvenini yitirmiş kendini değersiz görmenin algılarımızdaki yansıması bu algının olguya ve zamanla eyleme dönüştürmüş pratiğidir.

Geçenlerde bir yazıda ülkemizin teknoloji gelişmişliğinde özel sektörün çabalarıyla üretilen bazı teknolojik değerlerin nasıl heba edildiğini, üretilen kıymetin daha iyisinin tasarlanıp teşvik edilmesi yerine tam tersi bu çabaya bir değer yüklenmeyip, nasıl çöplüğe terkedildiğini iç çekerek okudum.

Mesela Vecihi Hürkuş… Bu girişimcimiz 1925’lerde ‘’ Vecihi K VI’’ adlı kendi imalatı olan uçağı uçurunca vay sen bunu nasıl üretirsin diye Vecihi beyi önce askeriyeden sonra Türk Hava Kurumu cemiyetinden uçurmuşlar... Sonra bunla kalınmamış İstanbul-İzmir uçuşunun ardından tehlikeli görüldükten sonra iki hafta ev hapsinde tutmuş ve sonra salıverilmiş. Cenazesinde dahi bu büyük mucidimiz görmezden gelinmiş...

Şakir Zümre… Neredeyse bir asır önce kendi cephane ve silah fabrikamızı kurmuş. Ordumuza cephane tedarik etmeye başlamış. Ancak birilerinin çıkarına dokunmuş. Vay sen misin cephane ve silah fabrikası kuran. Silah fabrikasını ‘’ soba fabrikasına’’ dönüştürmek zorunda kalmış.

Nuri Killigil… Namı değer Nuri Paşa… Bakü fatihi… Aynı şekilde neredeyse bir asır önce ilk silah fabrikasını kurmuş. Devlet tarafından desteklenmediği gibi sebebi belli olmayan bir nedenle silah fabrikası havaya uçurulmuş. Kendinin akıbeti de kurduğu silah fabrikasıyla faili meçhul olmuş.

Nuri Demirağ… Kendi imkanlarıyla uçak üreterek uçak fabrikası kurmuş ve ürettiği uçağı ihraç edecek kadar siparişler almış sonra ne olduysa uçaklarıyla birlikte kendisini desteklemediğimiz gibi kendi yarattığı bu mucizeyi bu büyük girişimciyi tarihin tozlu sayfalarına terk etmişiz.

İlk yerli otomobilimiz ’ Devrim’ 4 adet üretilmiş. Yıl 1961, ilk kez Ankara Hipodromunda resmi geçit töreninde görücüye çıkartmışız. Ancak deposuna yetersiz benzin koyduğumuz için geçit töreninde yürütememişiz.

Bu çaba dışarıdan otomobil ithal eden belli merkezlerden yönlendirilen gazete manşetleriyle linç edilmiş. Kimse yakıt konulmadığı için yürütülmediğine bakmamış.

‘’ Anadol’’ ikinci yerli otomobilimiz. 1966 yılında üretmeye başlamışız. Epey de rağbet görmüş ancak bir gün densiz birileri ‘’ kaportasını eşek kemiriyor’’ diye diye malum medya linci ile kendi ürettiğimiz belki de yıllar sonra daha iyisini geliştireceğimiz markamız olabilecek bir otomobili terk etmişiz veya terk ettirilmek zorunda bırakılmışız.

Galiba biz kendimizin suikastçısıyız. Aslında millet olarak olağanüstü şeylere kalkışmışız ancak bu girişimler ‘’ üretime ne gerek var işte daha ucuza Avrupa’dan ithal ediyoruz. Hem üretsen de bunu kime satacaksın’’ bahaneleriyle zamanın devlet ricali tarafından sahiplenilmediği gibi dışarıdan ithalatı hep tavsiye edilmiş.

Tüm bunların sorumlusu bu çabaların sahiplenilerek arkasında dik duramayan geçmişin hükümet temsilcileri, siyasal elitleri, statükocu bürokrasimiz yerli ve milli gibi görünüp uzantısı dışarıda olan bir kısım entelijansiyamızın veya bir kısım işbirlikçi burjuvazinindir.

TOGG… İlk yerli elektrikli otomobilimiz… Altmış küsür yıl sonra üretim bandından indi yeniden görücüye çıktı. Bir kısım muhalefet muhalefetliğini yapacak ya işte bu uzantısı dışarıda olanlar hariç herkesten tam not aldı.

İHA ve SİHA’larımız… Gerek terörle mücadelemiz gerekse Azerbaycan ve Libya’da koşul değiştiren yönüyle sadece ülkemizde değil tüm dünyadan tam not aldı.

BAYRAKTAR KIZILELMA… İlk insansız 5.nesil savaş uçağımız… Geleceğin savaş konseptinde ülkemiz lehine jeopolitik güç sağlayacak devasa bir teknoloji…

Ve muharip gücümüze güç katan bugünkü bu projelerin arkasındaki isimler ise BAYKAR Savunma Sanayi Şirketinin temsilcileri Haluk ve Selçuk Bayraktarlar…

Ve altmış yıl sonra aynı ‘’ müstemleke akıl’’ başka bir kılık ve profilde bir ‘’ zihin kölesi’’ ile yine devrede…

Bu müstemleke akıl bugün ayaklar altındaki itibarını AK Parti dönemde kazanmış AK Parti hükümetleri döneminde Dış İşleri Bakanlığı ve Başbakan Yardımcılığı gibi çeşitli görevlerde bulunmuş son aylarda ise kendisine 6’lı masadan yancı olarak ‘’ yerli ve milli değerlere’’ ateş etme görevi verilmiş milli gururumuz İHA, SİHA ve BAYRAKTAR KIZILELMA’yı yapan şirkete ‘’dokunacağız’’ diyerek tehdit eden siyasal hedefler uğruna gözünü karartan her şeyi yapabilecek birisi…

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, ''15 yıl benim yanımda adamlık namına bizden bir şey almamış'' dediği onları yanına aldığı için milletinden özür dilediği birisi…

Bir suikastçı… Kendi milletinin geleceği için yapılanları eleştiren kendi devletini ve kendi değerlerini hedef alan bir suikastçı…

60 yıl öncesine bakıp milletçe yaşadıklarımızı bugüne güncellediğimizde aktörler, zaman ve mekanlar değişse de maalesef mizansen, kurgu ve figüranlar değişmiyor.

  

YORUM EKLE
YORUMLAR
Husnu Karabulut
Husnu Karabulut - 2 hafta Önce

Anlayana sivri sinek saz anlamayana davul zurna Z.Tebrikler İrşad ettiniz.durmsk yok yola devam