Gündem

Şehit

Yazar Rüştü Aydın'ın Şehit ve Şehitlik hakkında ki makalesi.

Şehit 

Şehit olmak, şahit olmaktır. Allah’ın tek tanrı olduğunu bilmektir. Bilindiği gibi İslamiyet geldikten sonra diğer dinlerin hükmü ortadan kalkmıştır. Dolayısı ile Allah katında tek din İslamdır. (Al-i İmran Süresi 19. Ayet)  Kutsal Kitabı Kur’an-ı Kerim’dir. Peygamberi Hazreti Muhammet’dir. (s.a.v) ümmeti ise Müslüman olanlardır. Ve Müslüman olanlar şehitlik ünvanına sahip olabilir. Ancak şehit olmayı göze alabilenler vatanın topraklarını korur.

Toprak varsa vatanda vardır. Vatan varsa bayrakta vardır. Bayrak varsa özgürlükte vardır.

Toprağa ulaşmak için sahiplenmek gerekir. İnsanların göçer olduğu dönemlerde aynı kültüre, inanca değerlere sahip insanların yerleştiği sahiplendiği toprakları korumaları gerekirdi. Böyle olunca Türkler’de Orta Asya bozkırlarından göç yaparak, Anadolu topraklarını sahiplenmişler. Ve hala Anadolu’da sonsuza dek kalmak ve korumak için ise bin yıldır mücadele vermekteler.

İnsanların millet olarak var oluşunda topraklar önemliydi. Toprak ise ancak savaşarak elde edilirdi. Türkler, sahiplendiği Anadolu topraklarını korumak ve genişletmek için savaşmıştır. Bu savaşı kazanmaktaki en önemli unsur ise İslam inancıdır. Türkler İslam’ı kabul ettikten sonra Anadolu topraklarını sahiplenmeye hız vermiştir.

İslam inancında şehit olmak vardır. Başka hiçbir dinde şehitlik kavramı yoktur. Yalnız Müslüman olan insanlar şehit olabilir. Müslüman insanlar, Allah katında cennetle müjdelenmeleri için şehit olmayı göze alarak savaşa girerler. Şehit olma duygusu ile savaşan asker düşmana karşı daha dirençli ve daha kuvvetli hisseder kendisini.

Çünkü; toprakların vatan olması için şehit kanları ile sulanması gerektiğini çok iyi bilir. Anadolu’nun her karış toprağı şehit kanları ile sulanmıştır. Anadolu toprakları Türk yurdu olurken; Haçlı askerleri ve Bizans ordusu ile (Hristiyanlarla) mücadelesinde, atalarımızın dökülen şehit kanları ile yurt olmuştur.

Savaş konusunda şehit olmayı bir başka anlatım ile destekleyelim.

Emperyalizm Türk insanının şehit olma duygusunu anlamak istemez. Onlar maddi unsurlarla her şeyi satın alabileceklerine inanırlar. Belki aldatma dediğimiz duygular nedeniyle bir süreliğine Türk vatandaşını aldatıp-kandırılabilirler ama söz konusu vatan toprağı olursa binlerce Türk insanı şehit olmaya, vatan topraklarını kanlarıyla sulamaya hazır hale gelir.

İstiklal Marşı Şairimiz M. Akif Ersoy,  özgür olmayı İstiklal Marşı’ndaki mısralarında şöyle anlatır:   “Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım. Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım! Kükremiş sel gibiyim: Bendimi çiğner, aşarım; Yırtarım dağları, enginlere sığmam taşarım.”

Türk Milleti şehadet şerbetini içmek için coşar… Bu coşkuyu yine Milli Şairimizin İstiklal Marşı’ndaki mısraları ile destekleyelim:  “Bastığın yerleri ''toprak!'' diyerek geçme, tanı! Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı. Sen şehit oğlusun, incitme, yazıktır, atanı: Verme, dünyaları alsan da, bu cennet vatanı.”

Bu inanca sahip, şehit olmayı göze almış Türk insanı, topraklarını şehit kanları ile sulamışlar, vatan yapmışlardır. Milli Şairimiz Akif’in, “Şüheda fışkıracak toprağı sıksan, şüheda!” mısrasın da dediği gibi şehit kanları ile vatan olmuş Anadolu topraklarını, artık kimseye de vermeye niyetleri yok!

İstiklal Marşı Şairimiz Mehmet Akif Ersoy’u rahmetle minnetle anıyorum. Allah rahmet eylesin, mekânı cennet olsun.

Toprağa sahip çıkmak, vatan yapmak; Türklerin karakterinde vardır. Müslüman olmadan önce de toprak, vatan, bayrak onlar için kutsaldır. Savaş anında ölünce ‘Gök Tengri’ye kavuşacağını düşünürler. Türkler, Müslüman olduktan sonra da inançlarını İslam inancı ile pekiştirip, yoğurup kesin inanca dönüştürmüşlerdir. Bu, Türklerin özünde var olan savaşçı yüreği ile olmuştur. Böylece, kesin inanç ile imanını koruyan, dini ve İslam ahlakını en güzel yaşayan Müslüman ülke konumuna gelmişlerdir. Zaten Türkler Müslüman olduktan sonra hem vatanını korumak hem de Allah’ın dinini yaymak için,  “İ’la-yi Kelimetullah” davası olarak kabul etmiş ve Avrupa içlerine kadar ilerlemişlerdir.

İslam inancı Allah yolunda öldürülenlere şehit unvanı verir.  Kur’an-ı Kerim’de şehitler ile ilgili ayetler vardır. Şehitlerin ölmediğini onların diri olduğunu söyler. "Allah yolunda öldürülenlere ölüler demeyin; hayır onlar diridirler, ama siz farkında olmazsınız" (Bakara sûresi 2/154. Ayet.) ve Ali İmran Suresinde de; “Allah yolunda öldürülenleri sakın ölü zannetme! Aksine onlar diridirler ve Rableri yanında rızıklanmaktadırlar. (Al-i İmran 3/169.Ayet.)

Vatan için Allah yolunda savaşan Müslümanların ödüllendirileceği de yer alır. “O halde dünya hayatını verip âhireti almak isteyen samimi mü’minler Allah yolunda savaşsınlar. Kim Allah yolunda savaşır da öldürülür veya galip gelirse, biz ona pek yakında büyük bir mükâfat vereceğiz.” (Nisa 4/74)

Müslümanın dünyevi yaşamında en çok isteyeceği şey şehit olmaktır. Allah yolunda özgürce yaşam sürdüğü vatan topraklarında; Vatani görevini yaparken vefat eden asker şehit olur. Savaşta şehit olan kişi üzerindeki kıyafetlerle defnedilir. Yıkanmaz ve kefenlenmez.

Ayrıca doğum esnasında vefat eden kadınlar, salgın hastalıklardan dolayı vefat edenler, afetlerde sele kapılarak ya da göçük altında kalarak vefat edenlerde şehit olarak değerlendirilir. Bununla ilgili; Ebû Hüreyre Radıyallahu Anh'den rivayet edildiğine göre; Resûlullah Sallallahu Aleyhi Ve Sellem şöyle buyurdu: "Şehitler beş kısımdır: Bulaşıcı hastalığa yakalanan, ishale tutulan, suda boğulan, göçük altında kalan ve Allah yolunda savaşırken şehit olanlar." (Buhârî, Cihâd 30; Müslim, İmâre 164. Ayrıca bk. Buhârî, Ezân 32; Tirmizî, Cenâiz 65)

Ve şehit olup cennete gidenlerin,  tekrar dünyaya geri gelip şehit olmayı istediklerine dair rivayette; Resûlullah (s.a.s.) şöyle buyurur: “Cennete giren hiçbir kimse, yeryüzündeki her şey kendisinin olsa dahî dünyaya geri dönmeyi arzu etmez. Sadece şehit, gördüğü ileri derecedeki itibar ve ikram sebebiyle tekrar dünyaya dönmeyi ve on defa şehit olmayı ister.” (Buhârî, Cihâd 21; Müslim, İmâre 109)

Şehit olmak, vatan sevgisindendir. Allah’a inanmanın, imanın en kuvvetli duygusudur. Türk insanı vatanını korumak için şehadet şerbetini içmeye tam kıta hazırdır. Müslüman olan Türkler Peygamber efendimiz tarafından övülmüştür. Peygamber Efendimizin “Vatan sevgisi imandandır” sözü Türkler arasında yaygın kabul görmüştür.  

Şairler yazarlar vatan savunmasında şehit olmanın önemini mısralarına dizelerine taşımıştır.

Türk insanının vatan savunmasında;  “Coşkusunu içine sığdıramayan bir nine; -Vur yiğidim!.. Goma gâvuru toprağında/ Nice şehitler verildi bu topraklar uğruna/ Sen de şehit ol!/Ama koyma toprağında gâvuru.” Mısralarımda dile getirdiğim şehit ol duygusunu; Şair Mehmet Emin Yurdakul, “Hadi yavrum hadi git, ya Şehit ol ya Gazi” mısralarında dile getirmiştir. Bu sözü analar evlatlarını askere gönderirken kınalayıp, “Ya Şehit ol ya Gazi” diyerek vatan nöbetine gönderir.