AYASOFYA

AYASOFYA

Kutsal, bilgelik anlamında olan “Ayasofya” kelimesi, bugünlerde yine bir kez daha ülkemiz ve dünya gündemindeki yerini aldı.

Beş yıl gibi bir sürede yapımı gerçekleşen Ayasofya’nın inşaası 537 yılında tamamlanmış. Dünyanın bir çok bölgesinden malzemeler taşınmış, 1483 yaşında olan tarihi bir eser. Önce kilise olarak uzun yıllar kullanılmış. İstanbul’un Fatih Sultan Mehmet tarafından 1453 yılında fethi ile birlikte Müslümanlara ibadet yeri olarak kayıtlara geçmiş. 1934 yılına kadar cami olarak minarelerinden ezan okunan Ayasofya Camisi artık müze olarak hizmet vermeye başlamıştır. Müze olmadan önce beş yıl gibi bir süre (1930-1935) bakımı yapılmasından dolayı ibatede kapatılan Ayasofya’nın akıbeti bu beş yıl içinde tartışılmış. Tartışan konu ise tekrar aslına döndürülmesi yani kilise olması istenmiş. Kabul görmeyince bari müze olsun gibisinden teklifler değerlendirilmiş ve 1934 yılında dönemin tek parti hükümeti ve bakanlar kurulu kararı ile müzeye döndürülmüştür. 1935 yılının şubat ayı başında da Ayasofya müzesi olarak ziyaretçilere açılmıştır.

86 yıldır müze olarak gezilen Ayasofya, 10Temmuz 2020 tarihli Danıştay’ın kararı gereğince Cumhurbaşkanlığı kararı ile Ayasofya, Diyanet işleri Başkanlığı’na devredilerek tekrar cami olarak hizmet verecek. Bu sonuca gelene kadar defalarca Danıştay’a açılan davalar, “müze olarak kalması yönünde” alınan kararlar nedeniyle, camiye dönüştürülememişti. Ülkemizin insanlarının 99’unun Müslüman olması göz önüne alındığında zaten doğal olarak Ayasofya’nın cami olarak hizmet vermesi gerekir. Öyle ki yıllardır toplumun birçok kesiminden, STK’lar ve bazı siyasi partilerin seçmenleri tarafından “Ayasofya cami olsun, ibadete açılsın” diye destekler olmuş, çeşit çeşit makaleler yazılmış, konferanslar, paneller, toplantılar yapılmıştır.  Davalar açılmıştır. Ve bu süreç 86 yıl sürmüştür.

Ayasofya Cami, İstanbul’un Türkler tarafından fethedildiği günden buyana Müslümanlarca fethin sembolü kabul edilmiştir. Fatih sultan Mehmet Han, fetih günlerinde Ayasofya Cami’nin her yanının içini dışını incelemiş ve bir beyit ile şiire dökmüş sözlerinde, “ burası baykuş yuvası olmuş, örümcekler ağını kurmuş” diyerek her yanı dökülmüş virane olmuş bir mekân olduğunu işaret etmiştir. Nitekim Anadolu’daki bin beş yüz yıllık Bizans yapıtlarına bir bakın, ayakta kalan tek Ayasofya’dır. Bunun nedeni ise bakım yapılmıştır, o dönemin şartlarında en iyi dekorasyon uygulanmıştır. Minareler ile desteklenmiştir. Yoksa günümüze kadar sağlam gelen bir Ayasofya’yı bulamazdık.

Ayasofya, Fatih Sultan Mehmet Han Vakfının bir malıdır. Fatih’in, Ayasoya’nın cami olarak kullanımın dışında başka bir kullanımını kabul etmeyen vasiyeti de vardır.

Ayasofya yaklaşık bin beş yüz yıllık tarihi bir yapıdır. Kutsal bir mekândır. Peygamber efendimizin İstanbul’un fethiyle ilgili Hadis-i Şerifinde, “Konstantiniyye elbette fetih olunacaktır. Onu fetheden kumandan ne güzel kumandan, onu fetheden asker ne güzel askerdir” demiştir. Fatih sultan Mehmet han bu güzel övgüye layık olmuş ve şükür namazını da Ayasofya Camiinde kılmıştır.

Fatih sultan Mehmet Han’ın vasiyetine muhalefet edilerek, 86 yıl müze olarak hizmet veren Ayasofya’nın yeniden Cami olarak hizmete döndürülmesi ile Türk milletinin yüreğine su serpilmiştir. Müslüman âlemini sevince boğmuştur. İlk şükür namazını Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan 15Temmuz’da Ayasofya Camiinde kılacaktır. 24 Temmuz Cuma namazı ile de ibadete açılacaktır. Dönem itibari ile Ayasofya’nın ibadete açılması bir nevi hakkın teslimi Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a nasip olmuştur. Kendilerinden Allah razı olsun. Emeği geçen bu uğurda mücadele eden herkesten Allah razı olsun.

Ayasofya’nın ibadete açılmasına bir diğer yönden bakacak olursak, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin egemenlik hakkının kullanımı açısından önemlidir. Rusya’dan ve bir kesimden olumsuz tepkilerin gelmesi de normal karşılanmalı, çünkü bu bir ikinci fetih gibi olduğundan bu tepkilerde doğal olarak olacaktır. Sonuçta onlarda Türk milletinin güçlü bir devlet yapısı olduğunu her zaman olduğu gibi yine kabul edeceklerdir. Dinimiz hoşgörü içinde hareket edilmesini, taşkınlıklara mahal verilmemesini emreder. Onun için itidalli davranmak olgunluk göstermek gerekir.

Ben çocukluğumdan bu yana milli değerlerimize sahip çıkılması yönünde yapılan tüm çalışmaları desteklemişimdir. Bu yönde çıkan haberleri okumuşumdur, yazıları takip etmişimdir. Milli değerleri sahiplenmeyenler, “Ne var canım Ayasofya müze olarak kalsın, zaten her yer cami ile dolu” gibisinden eleştirileri getirirler. Tıpkı İstanbul’un Avrupa’nın işgalci devletlerince teslim alındığı günlerde olduğu gibi, Ayasofya’nın kapısına dayanıp burayı biz kilise olarak kullanacağız dedikleri gibi…

Netice itibari ile Ayasofya artık ibadethane olarak Müslümanların namaz kılacağı cami olarak hizmet verecek olmasıdır. Türk ve İslam âlemine hayırlı olsun.

 

 

 

YORUM EKLE

banner2

banner10