AFORİZMA CÜMLELERDE YAŞAYAN, KLİŞE İNSANLAR…

Yazar Nil Sezer yazdı… AFORİZMA CÜMLELERDE YAŞAYAN, KLİŞE İNSANLAR… “Nerede? Başınızı çevirdiğiniz her yerde. Ve en çok da sosyal medyada. Toplumca kimlik arayışı sorunumuz var diyeceğim de, çok aradığımız da söylenemez aslında. Her şeye kolay ulaşmanın, emek vermeden bir şeylere sahip olmanın tetiklediği bir toplumsal hastalık bu. Kimse kimseye ışık tutmuyor, yol açmıyor. Ne ara böyle olduk? Sorusunu sorabildiğiniz an aydınlanma başlıyor aslında. Ansiklopedi nedir diye sokağa çıkıp sorsak bahse girerim çoğu bilmez. Gazete kuponları biriktirerek, evlerin en kutsal yeri vitrinini süsleyen o koca koca kitapları, parmak büyüklüğünde bile olmayan flaşhlara, harddisklere sığdırdığımızdan beri bu durum böyle. E, teknolojiden faydalanmayalım mı? Faydalanacağız elbette, ama hani bir söz var ya ‘’ Nereden geldiğini unutursan, varacağın limana giden yolda, çakan bir şimşek gemiyi alabora edebilir. Bu söz tam olarak böyle değil di? Evet biliyorum…’ “ürettim’’…..Klişe kalıbının dışına çıkmak için ben ürettim!...Çünkü biz üretmek üzerine yetiştirilmiş bir nesiliz… Üniversite yıllarında, Adana ‘da Balcalı Kız Öğrenci Yurdu’nda kaldım ben. Bu gün olsa yine kalırım. Şimdilerin, başarılı öğretmenlerinin, doktorlarının, bürokratlarının, sporcularının ve felsefecilerinin hayatlarının en sancılı günlerinde, aynı masanın etrafında karşılıklı yemek yedik. Sınav zamanları, sabahladığımız gecelerde iki grup öğrenci olurdu etüd odasında. Tıp öğrencileri, bir de benim gibi ekonomiyi, işletmeyi İngilizce olarak okumaya çalışanlar. Yurt kantininden, alışveriş yapmaya utandığı için bize sen alır mısın diye yalvaran arkadaşımızın, 1 Mayıs ta kampüste olaylar olurken, bangır bangır yurt hopörlerinden isimler, uyarılar anons geçerken, ayağında 45 numara erkek ayakkabısıyla, can hıraş odaya girdiğinde ‘’Sana ne oldu, ne bu hal? ayakkabın nerede dediğimde, aldığım ‘’UNUTTUM’’ cevabı hala kulaklarımda. Nasıl bir dönüşüm ama, tost siparişi vermekten aciz bir kızın militan olması ya da olmaya çalışması!.. Belki içindeki o hırsı biz keşfetseydik, şu anda Türkiye’nin en önemli yazarlarından biri olacaktı. Sonrasında zaten yurttan ayrıldı ve akıbetini bilmiyorum. Kısacası onu kaybettik!.. Anlayamadık! Kimleri kaybetmedik ki? Sosyoloji öğrencisi Malatya’lı Atatürkçü bir ailenin kızıydı Meltem. Okumayı severdi. Dünyaya herkesten farklı bakardı ve muhabbet ederken, hiç bitmezdi. Güneş doğardı bazen, biz hala sıcak Adana gecesinde, yurttaki balkonda konuşur, hayallerimizi yarıştırırdık. Bir gün Meltem, ani bir kararla kapandı. Olabilir dünya görüşüdür, saygı duyarım. Ama bu kadarla da kalmadı, erkek arkadaşıyla ‘’İmam Nikahı’’ da nedir? Anne babası yurda geldi, ikna etmeye çalıştılar olmadı. E, hadi olsun bakalım sevdiği adamla bir yola çıkmış. Ama, 1 ay sonra tartıştılar ‘’Boş ol!..’’ bittiiii. Öbür ay mı bir başkasıyla yine ‘’İmam Nikahı’’, sonrasını bilmiyorum, onu da kaybettik!.. Anlayamadık!. Biz niye kaybolmadık. Saatlerce memleket meselelerini, Atatürk’ü, ilkelerini, geçim derdini, üretmeyi, hep daha çok öğrenmeyi teşvik eden, ilkokul mezunu olsa da benim bile hala okumadığım pek çok kitabı okuyup, yorumlayan, memlekete dair konularda; okumuş cahilleri özenle diktiği takım elbiselerinin cebinden çıkaracak kadar aydın bir babanın evladı olduğum için. Doğru bildiğin konuda, senin doğrun benimkiyle çatışıyorsa, beni ikna et diyen bir babanın evladı olduğum için. İkna edemediğim de oldu, ama şöyle dönüp geriye baktığımda o buğulu gözlerle, ikna olmasa da sonrasında takdir etti. Doğru cümleyi bulamadığım için ikna edememiştim. Hayatınızda doğru cümleler bulabilmenin tek bir yolu var… Çok okumak, yorumlamak, anlamak için kafa yormak ve ikna etmek… Neye? Aforizma cümlelerde yaşayan, klişe insanlardan olmamaya. Çünkü bu gerçekten çok sıkıcı, çok yavan, çok basit, bakın kelimeler yetmedi. E, ne yapmak lazım, oturup biraz daha kitap okumak lazım. Kalın sağlıcakla!”