23 NİSAN, ATATÜRK VE VİZYONER LİDERLİK

23 NİSAN, ATATÜRK VE VİZYONER LİDERLİK

Liderlik, sonradan kazanılan bir fırsat değildir.

Donanım, beceri ve liyakat veya sermaye gücü insanın başarısında bir fırsat yaratabilir. Ancak bu kazanım liderlikte sürekliliği sağlayamayacağı gibi liderliği ancak bir yere kadar taşıyabilir.

Zira liderlik yoksa sonrası asla olmaz, olamaz…

Eğer liderlik ilahi kudret tarafından insanın fıtratına sunulmuşsa, yaradılışında mayalanmışsa yaşadığı çevre, konuşlandığı şartlar onu bulunduğu zeminde dahi lider davranmaya iterken çevresinde etki yaratır, her alanda önde ve öncü olma seçeneği sunar. İşte bu özellikler lidere öngörebilme seçeneği sunar. Zira liderlik aynı zamanda öngörebilmektir. Bu beşeri fıtrat her insana nasip olmayan bir özelliktir. Lideri farklı kılan bu beşeri fıtratının yanında kendini iyi yetiştirmesiyle de ilgili olmasıdır. Dolayısıyla liderlik “donanım” gerektirir. Donanım, ise “bilgiye, tecrübeye ve cesarete” muhtaçtır. Ancak bu niteliklere sahip olduğunuz ölçüde liderlik öngörünüz gelişir. Atatürk yaklaşık 100 yıl önce 23 Nisan’ı çocuklara armağan ettiğinde bu günün iyi yetişmiş çocuklarının yarının iyi yetişmiş yetişkinleri devlet yönetmeye namzet büyükleri olacağını öngörmüştü. Bu öngörü aslında şuna işaret ediyordu. ‘’Geleceğin, iyi yetişmiş çocuklara dönük çabalarla şekilleneceğine...‘’ Biliyordu '' geleceğin çiçeklerinin bu günün tohumlarında gizli olduğunu...'' Zira bu gün gençleri hayata nasıl hazırladığınız, gelecekle ilgili nasıl bir ülke hayal ettiğinizin de ip uçlarını verir.

Çünkü bir toplumun kaderini çocuklarınıza nasıl davrandığınız onlara ne kadar inandığınız belirler.

Bir ulus düşünün ki 20yy.ilk çeyreğinde acziyet, içinde ve potansiyelini kullanmada ruhen, zihnen ve fikren kuşatılmış…Bu pranga ‘’ siz yapamazsınız ‘‘ dayatmasıyla ‘’ bizden bir şey olmaza’’ sonrasında ise ‘’ kanıksanmış çaresizliğinize’’ ve ezik bir topluma dönüştürmüş.

1.Dünya Savaşındaki mağlubiyet Sevr ile işgale, işgalin sonuçları ise 19 Mayıs 1919’la birlikte özgüvenimizle perçinlenen Milli Mücadeleye dönüşmüştü.

Milli Mücadele ise Atatürk ve silah arkadaşlarının çabalarıyla şekillenen Atatürk’ün ölümüne kadar sürecek tam bağımsızlığımıza kapı aralamıştı.

Atatürk kendini iyi yetiştirmiş dünyaya yön veren liderleri, misal Büyük İskender gibi büyük liderleri ve onların düşünce ve savaş stratejilerini iyi analiz etmişti. Bunu önce Trablusgarp’ta İtalyanlara karşı sonra Kafkas ve Suriye- Filistin cephesinde İngilizlere, Çanakkale cephesinde tüm emperyalistlere Kurtuluş savaşında ise uşaklığını Yunanlıların yaptığı yedi düvele kurgulayarak sahaya uyarlamıştır.

Atatürk 23 Nisan 1920’de ilk TBMM’yi açarken geleceğin iyi yetişmiş nesillerle şekilleneceğini öngörmüş bu günü çocuklara hediye ederek çocuklara nasıl davranılırsa geleceğin ona göre belirginleşeceğini idrakindeydi.

Atatürk bu büyük millet için hayalleri olan bir liderdi. O hangi koşulda olursa olsun gelecekle ilgili hayallere önce kendine inanarak başlanabileceğini biliyordu ve imkansızlıklar içinde başarıya ulaşan Milli Mücadeleye de böyle başlamış, o ruhla sonuca ulaşmıştı..

İşte Atatürk 23 Nisan’ı, geleceği inşa edecek çocuklara armağan ederek bir ‘’ vizyoner liderlik’’ örneği sergilemişti.

Elbette o günkü koşullarla kıyaslanamaz. Ancak bu günde emperyalizme karşı coğrafyamızı korumada yaman bir mücadele içindeyiz.

O günün ‘’ düvel-i muazzaması’’ İngiltere, Fransa ve Rusya idi. Bu gün ise ABD, ÇİN, RUSYA…

Değişen sadece roller… Amaç ve emperyalist damar yine aynı…

Bu sebeptendir ki ülke olarak bu gün eğer geleceği okumada ufuk ve vizyon körlüğünüz yoksa belli kırılma noktalarında olabilecekleri tahmin edip kavrayarak fırsata dönüştürebilirseniz bu kadim coğrafyada var olmaya devam edersiniz…

Yok eğer bunu kendi gerçeklerinle harmanlayıp kavrayamazsanız sıradan bir devlet olarak emperyalist sırtlan devletlerin seni parçalamaları için kaderini beklersiniz!

Atatürk’ün bu gün Türk Milletine kazandırdığı en büyük şey nedir diye sorarsanız…

‘’ Gelecekle ilgili hayal kuran, özgüveni yüksek, ahlaklı, bilgi ve bilimi öncelemiş, iyi yetişmiş donanımlı bir nesil ülküsü…’’ Yani ‘’ okuyan, düşünen, yorumlayan, sorgulayan ve uygulayan bayrak bir nesil ideali…’’ Ruhu şad olsun!