Yazı Detayı
07 Eylül 2019 - Cumartesi 11:24 Bu yazı 412 kez okundu
 
Zazalar Oğuz boylarındandır… Öz be öz Türk’türler.
Rüştü Aydın
istikbal_33@hotmail.com
 
 

Doğu Aşiretleri ve Emperyalizm

Zazalar Oğuz boylarındandır… Öz be öz Türk’türler.

 

4 Eylül 1919 Sivas Kongresinin 100. Yıldönümü idi. Başta Sivas ilimiz olmak üzere Türkiye genelinde çeşitli etkinlikler ile anıldı.

Bütün engellemelere rağmen Sivas Kongresi yapılır. Erzurum kongresinde alınan kararlar aynen kabul edilir. Ayrıca işgal altındaki Anadolu’da kurulan bütün cemiyetlerin tek çatı altında toplanılmasına karar verilir. Neticede 4 Eylül 1919 günü;  milli sınırları içinde vatan bir bütündür ve parçalanamaz, vatanın bağımsızlığı ve bütünlüğünü temin edecek her türlü kararın alındığı gündür. Manda ve himayenin kabul edilemez olduğu gibi vatanın korunması için kararı doğrudan doğruya milletin kendisi verecektir sözü ile Mustafa Kemal Atatürk bağımsızlık mücadelesine devam etmiştir.

Tüm engellere rağmen demiştik. Evet Sivas kongresi öncesinde Mustafa Kemal Atatürk’ün askeri görevleri elinden alınır, tutuklanması için emir verilir. Emri Bir grup Kürt aşiretlerine yaptırmaya kalkarlar… Bir araya gelen ayrılıkçı Kürtlere karşı Mustafa Kemal Atatürk tedbir aldırır. Neticede Sivas kongresi tüm engellemelere rağmen yapılır.

Kürtlerin Türklüğü hep tartışılmıştır. Güneydoğu’da Kürt diye bildiğimiz o kadar çok aşiretler var ki bunlardan biri Kurmanço veya  ZAZA’lardır. Bu konuda Dr.Mahmud Rışvanoğlu’nun “Doğu Aşiretleri ve Emperyalizm” adı ile yayınladığı kitabından bir bölümünü sizlerle paylaşıyorum. (Sayfa: 68-69-70-71-72)

 

“DİL BAKIMINDAN KÜRTLERİN TÜRKLÜĞÜ

Tarih bakımından Kürtlerin Türklüğü anlatılırken Sasani hükümdarı 1.Ardeşir tarafından Doğu Anadolu ve Dicle-Fırat bölgesinin istila edildiğini ve İslamlar tarafından (Hz.Ömer zamanında) Sasaniler yıkılıncaya kadar 300 seneden fazla bir süre olarak İran hakimiyeti altında kaldığını söylemiştir. İşte bu üç asırlık süre içinde ateşe tapan İran’lıların sosyo – kültürel baskılarına karşı koyamayan Kürtler, din ve dillerinden çok kayıplar vermişlerdir. Nitekim yine bir nebze dokunduğumuz ‘Yezidilikte, bu  Sasani tesiri ile doğdu.

Dicle Kürtlerinin Sakalar çağından kalma ve Oğuzca olan dillerine (özellikle Hazarca konuşurlardı) pek çok, Farsça kelimeler ve deyimler girdi. Hatta uzun zaman Ermenilerle temaslarının bir neticesi olarak da yine dillerine Ermenice, Süryanice ve Arapça pek çok kelimeler girdi. Bu yabancı kelimelerin girmesinden sonra, Orta Asya’dan getirdikleri Oğuzca öz lisanları eski gücünü kaybedip, tıpkı Osmanlıca’ya benzer, karışık bir lisana döndü. Nitekim Prof.Veber’de “Kürtçe bir lisan halitası değil, bir kelime halitasıdır” diyerek bu gerçeğe dokunmuştur (82).Fakat daha ileride anlatacağımız gibi, halihazırda konuşulan lisan, derince tetkik edildiğinde hala eski Oğuz lisanının deyimlerinin ve kelimelerinin yaşadığını görmekteyiz.

İranlı’ların 300 yıllık sosyo-kültürel tesirlerinin izlerini göremeyen ve görmek istemeyen, gerçek bir tarih ve dil bilgisinden yoksun Türk-İslam düşmanı emperyalist güçlerin piyonu haline gelmiş bazı kimseler, temelsiz yayınları ve propagandaları ile Oğuz-Kürt’lerini Ari bir ırk olarak görmeye çalışırlar. İlk bakışta Acemceyi andırır gibi görünen bu dil hakkında, Türk düşmanı Rus Akademisyeni V.Minorsky bile (ileride bu şahıs hakkında geniş bilgi verilecektir.)  “Kürtçe menşe’de Farsça’dan ayrıdır.” demek zorunda kalmıştır. Yine devamla  “Garbi Farsçadan tamamen ayrı bir mahiyet göstermektedir.”  diye söylemektedir.

Yine Minorsky, Kürtçenin Farsçadan ayrı özelliklerini de şu noktalarda toplamıştır.

A-Kendisine göre özelliği olan bir konuşma şekli.

B-Aynı kökten gelen sözlerin ses bakımından esaslı surette değişmiş olmasıdır.

C-Şekil ayrılıkları

D-Nahiv farkları

E-Kelime ayrılıkları gibi

E.Yavuz Bey, Kürtçe ana kuruluşu bakımından Türkçe’nin aynı olduğunu,cümle kuruluşunda özne evvel, mefül sonra ve fiilinde en sonunda bulunduğunu ve dilde de Türkçe sözlerin çoğunlukta olduğunu belirtmektedir (83).

Yukarıda Türkçe cümle kuruluşunda takip edilenin aksini bütün Ari, Sami-Hind-u Avrupai dillerinde görmekteyiz. Şöyleki: Fiil evvel mefül sonra ve özne en sonda yer almaktadır.Türkçe düşünenler kelimeleri değiştirseler bile, söz kuruluş düzenini çabukça değiştiremezler. Buna örnek olarak E.Yavuz beyden, bir Zaza’ca (Guranca),birde Gurmança yani Kurmanço olarak iki cümle olarak çözümleyelim (84).

“Hel –Ocağı Seyyid-i tu sero-perora gero” (bu bir Zazaca duadır)  “Seyit ocağının kartalı senin başına kanatlarını gersin.” Demektir.

Özne: Seyit ocağının kartalı

Tümleç: Senin başına kanatlarını

Fiil: Gersin (Gero) (Germekten)

Sözlerden  “Hel-Ocak,Ger”,  Türkçe, “Tu, Ser (Baş)

Perora (kanatlar)”  Farsça olup, eski Osmanlı Türkçesinde de kullanılan sözlerdir. Seyit sözü Müslümanlarda kullanılan ve Hz.Hüseyin’in soyundan gelenlere verilen isimdir.

Kurmanço’da da aynı durum mevcuttur. Nazımda bir göz atalım:                                               

“Ji Kürt pirsine rikne İslame Çine?

Gotiye: Sevmu salat,hacü zekat

Se resek fişek u tufengk zoldat”.

Yani ;

“Kürd’e sormuşlar İslam’ın rüknü nedir?

Cevap veriyor; Oruç ve Namaz, Hac ve Zekat

Üç bağ fişek ve asker tüfeng.

Burada da Kürt özne, Pirsine (sormuşlar) fiil, Rikne İslame (İslamın rüknü) tümleç, Çine (Nedir) fiil. Bu da bize kelimeler ne olursa olsun Kürd’ün de konuşurken Türk olarak düşündüğünün bir belgesi olarak görünmektedir.

Kelimelerin kökenine gelince. Pirsine Farsça kökten bozma. Se yine Farsca, Rükünden Rikne ile Savm (Oruç), salat (Namaz), Hac, Zekat Arapça, Fişek, Tüfeng Türkçe’dir. Gördüğümüz gibi kuruluşu tamamen Türkçe olan bu yazıda kelimeler tıpkı Osmanlıca’da olduğu gibi her milletten alınmış sözlerle doludur. Nasıl Selçuklular, Sarayda, dergahta, divanda Farsça,Osmanlılarda Farsça Arapça ve Türkçe karışımı lisan konuşmaları onların Türklüğünü inkar ve kayıp ettirmezse, yine karışık kelimeleri havi bir lisan kullanan Kürmanç ve Zazaların da Türklüğünü ve Oğuz soyundan geldiğinin inkar edilmesine bir mesnet teşkil etmez.

 

 

 

 

***

Saint Petersburg Akademisinin yayınladığı 8528 sözlü  “Kürtçe-Rusça-Almanca”  lügat kitabında:

3000 halis Türkçe kelime

2000 Türkçeleşmiş kelime

1240 Zint

1030 Türkçeleşmiş Farisi

370 Eski Pehlevi

300 Mahalli Kürtçe

108 Gildani

60 Kafkas Türkçesine ait kelimeler.(Azeri, Çeçen, Çerkez)

Kitabın Türkçeye tercümesini yapan Şerefhan’ın akrabası Bitlis’li bir zattır. Burda Kürtçe diye gösterilen 300 kelimenin 107’sinin dağ ve yayla isimlerine ait Türk kelimelerinden alındığı yani Türkçe olduğu görülmektedir.

(Kırım,Tatarca ve Çerkezce), bu durumda Kürtçeyi teşkil eden 8500 kelimenin 5080 kadarı tamamen Türkçedir.Osmanlıca ve Selçukluların kullandıkları lisandaki kelimeleri de kökenine göre ayırsaydık, bundan farklı bir durumla karşılaşacağımızı zannetmiyorum. Buna göre Batı Türkistan’daki Tacikler’den daha çok ırk özellikleri gibi dilleriyle de Kürmanç ve Zazaların Oğuz soyundan gelme Türklerden olduklarının bir belgesidir.

F.Kırzıoğlu yine bu mevzuda yaptığı değerli araştırmalarıyla bize aydınlatıcı bilgiler vermektedir. Şöyleki:1-1879’da Petersburg’da basılan “Kürtçe –Fransızca”  etimoloji sözlüğü, 2-Mütki Kaymakamı Siirt’li Yusuf Ziyaddin Halidi Paşa’nın 1892 de İstanbul’da  “Hediyyetül Hamidiyye”  adı ile basılan “Kürtçe-Arapça” sözlüğü, 3-1954 ile 1960 ta Moskova’da basılan  “Kürtçe-Rusça” iki ferheng gibi, bu dört sözlük ve kendisinin halk arasında derlediği sözler, 900 yıl önceki Kaşgarlı Mahmud’un  “Divan-ü Lügat’it-Türk” te tanıttığı ve süregelen Oğuzlar diline uygun olup, Oğuzluğun bütün özellikleriyle Kürt’lerde yaşadığını apaçık olarak bize göstermektedir.Ayrıca Türk Dil Kurumunun aylık dergisi “Türk dili”nin 1973 Haziran tarihli 141. Sayısında çıkan “Kürt’lerde Oğuzcanın izleri ve aileye ait sözler” adlı makalede örnekler verilmiştir (85)”

 

 

 
Etiketler: Zazalar, Oğuz, boylarındandır…, Öz, be, öz, Türk’türler.,
Yorumlar
Haber Yazılımı