Yazı Detayı
04 Eylül 2020 - Cuma 14:00 Bu yazı 3009 kez okundu
 
YARIN ÇOK GEÇ OLABİLİR
İsmail Şimşek
istikbalgazetesi@gmail.com
 
 

                                     YARIN ÇOK GEÇ OLABİLİR

‘’Yüzyıl önce dayatılmaya çalışılan Serv’in bir benzerini, bu gün Doğu  Akdeniz’de, Ege’de  yırtıp atmaya çalışıyoruz.’’

Bu sözlerin sahibi Cumhurbaşkanı Erdoğan…

Cumhurbaşkanı bu sözleriyle dış cepheye bir mesaj vermeye çalışırken, iç cepheye, muhalefete de bu gün ‘’amasız, fakatsız, lakinsiz’’ birlikte olmaya, surda gedik açtırmamaya  ihtiyacımız var demeye getiriyor.

Tartışmasız söyledikleri doğruVe bize dayatılan ikinci sevr karşısında duygusal fanatizmden uzak;  iktidarıyla, muhalefetiyle sağcısıyla solcusuyla tüm kesimleriyle bu günlerde birlik olmanın tek yürek, tek duruş göstermenin tam zamanı…

Bu gün olmazsa yarınlarda belki hiçbir zaman bu birlikteliğe bu kadar çok ihtiyacımız olmayacak. Yaşadığımız koşullar kritik bir süreci tanımlamakla kalmıyor, yaşayacağımız bir zaafiyetin aynı zamanda telafisi imkânsız sonuçlar doğurabileceğine de işaret ediyor.

Misal, İnebahtı’da ilk defa bozguna uğrayan Osmanlı donanması için Sokullu Mehmet Paşa’nın Venedik büyükelçisine söylediği  : "Biz sizden Kıbrıs Krallığı'nı alarak kolunuzu kestik. Siz ise donanmamızı yenmekle bizim sakalımızı tıraş ettiniz. Kesilen kol yerine gelmez ama tıraş edilen sakal daha gür biter.’’ sözü aklıma geldi.

Daha öncede bahsetmiştim, Lozan uluslararası alanda savaştan yeni çıkmış bir ulus olarak siyasi bağımsızlığımızı perçinleyen bir antlaşma olsa da adalar kaybedilmekle aynı zamanda kesilen kolumuz oldu.

Bu gün artık Lozan ve Paris antlaşmalarıyla kaybettiğimiz Ege ve Akdeniz adalarının yerine gelmesi kolay değil. Bunun içindir ki gerek Ege ve gerekse Doğu Akdeniz’de taviz vermek geriye dönüşü mümkün olmayan sonuçlar açısından değerlendirildiğinde daha dikkatli ve bir o kadarda ısrarcı davranmamız gereken kritik bir eşik olduğunu hepimizin bilmesi gerekiyor.

Geçen haftalarda Almanya Başbakanı Merkel, Ege ve Akdeniz’de Yunan haksızlığını bilmesine rağmen AB olarak Yunanistan’ın yanında olmaya devam edeceklerini söylemişti.

Bu mesaj ekonomik birliktelik taşıyan uluslararası bir örgütün gerek siyasi gerekse haçlı ruhu idealinin yeniden depreşmesi ile koşulsuz bir refleks gösterisi iken, biz kendi ülkemize ait kendimizle ilgili meselelerde muhalefet olarak aynı idealleri, aynı din ve kültür bagajına sahip olmamıza rağmen neden bir AB gibi davranamadığımızı yazmıştım.

Oysa biz iç meselelerde birbirimizi kıyasıya eleştirsekte ulusal meselelerde yeri geldiğinde ‘’kan kusup, kızılcık şerbeti içtik’’ diyebilmemiz gerekiyor mu?

Kıyıdaş olmamalarına rağmen bakıyorsun Fransa, BAE, Rusya, ABD Doğu Akdeniz’de…

O zaman kendimize şu soruyu sormamız gerekiyor: ‘’ Biz bu dayatmanın neresindeyiz, bizim kendi iç muhalefetimiz nerede, kendi iç cephemiz nerede başlıyor nerede bitiyor?..’’

İç muhalefette iktidarı kıyasıya eleştiren siyasetçisinden, entelektüeline, sivil toplum kuruluşlarından  inisiyatif alabilecek tüm kesimler nerede, bu ulusal meselede neden sesleri çıkmıyor sorusunu sormak gerekiyor mu?

Haklı olarak bu sorulara cevap aramak kümülatif siyaseti, ulusal meselelerin bir aracı kılmak gerekiyor mu artık?

Konuyu neden sonuç diyalektiğinde değerlendirdiğimizde maalesef iç siyasetteki ‘’kanıksanmış ideolojik körlüğümüzün’’ duygusal fanatizmlerimizle birlikte ulusal siyasete de yansıdığını görüyoruz.

Duygusal bir millet olarak geçmişte yaşadığımız toplumsal veya siyasal travmalar duygusallığımız yüzünden çok şey kaybettirdi. Lozan’da savaştan yeni çıkmanın getirdiği ortam birde tecrübesizlik eklenince kendimizi istediğimiz gibi savunamamıza fırsat tanımadı.

1947’de davet edilmemize rağmen Paris Konferansının getirisi olmayacağı yönündeki ümitsizliğimiz, 12 adanın İtalya tarafından Yunanistan’a bırakılmasıyla sonuçlandı. Bu gün kaybettiklerimizle ilgili olarak dövünüyoruz. Ancak  bugün dövünmenin vahların tühlerin bir karşılığı yok artık!..

2000 öncesi Yunan ve Türk dışişleri bakanlarının neredeyse Ege’nin iki yakasına bir araya getirecek hayallerle rakı içip, sirtaki oynamak gibi fantastik hayallerimizi hatırladım. Şunu açıkça bilmek gerekiyor. Sorunla yaşamak  ve sorunla büyümek Yunanistan en büyük argümanıdır, her zamanda öyle olmuştur. Yunanlılar Ege’nin bir Yunan denizi olduğunu kabul edersen eğer sahada ödün verirsen ancak masaya oturur. Bunları yapmazsan sadece rakı içer, çıkıp sirtaki oynarsın, o kadar!..

Yunan kamuoyunun bilgilerini aktaran Yunan mahabirlerinden öğreniyoruz ki ekonomisi iflas etmiş, gönüllü asker bulmakta büyük zorluklar yaşayan Atina’nın, muhalefetinden iktidarına Türkiye ile ilgili konularda bütünleşik bir yapı, sağlam bir birliktelik oluşturduğu gibi Türkiye lehine gelişecek hiçbir argümanın Yunan kamuoyunda kabul görmeyeceğini ifade ediyorlar.

O zaman sorun bizimle ilgili… Biz neden benzer ulusal meselelerde bir tunç gibi tüm kesimlerimizle sesi gür çıkan destekler yerine kerhen verilen destekler ile ancak cılız bütünleşik bir yapı oluşturabiliyoruz.

Bugün artık kör döğüşüne, kısır çekişmelere özellikle ulusal meselelerde fırsat vermemeliyiz. İktidarıyla muhalefetiyle artık kanıksanmış ideolojik körlüğümüzü duygusal fanatizmlerimize alet etmemeli, ‘’enerji jeopolitiği ‘’ üzerinden bu gün Ege ve Doğu Akdeniz’de yapmaya çalıştığımız  kıyasıya mücadelenin bir gelecek ve bağımsızlık meselesi olduğunun  farkında olmalıyız.

Bunu için yarın çok geç olabilir…   

 

  

 

 

 

 
Etiketler: YARIN, ÇOK, GEÇ, OLABİLİR,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
26 Şubat 2021
GEÇMİŞİN; SENİN REFERANSIN!..
743 Okunma.
19 Şubat 2021
RUHLARI ŞAD OLSUN!
889 Okunma.
12 Şubat 2021
KARAKTER İNŞA ETMEK!..
922 Okunma.
06 Şubat 2021
BU BİR DEJAVU…
348 Okunma.
30 Ocak 2021
BEŞİNCİ KOL
1217 Okunma.
22 Ocak 2021
BÜYÜK ÜLKE; BÜYÜK İDEAL…
1329 Okunma.
15 Ocak 2021
ARDIÇ KUŞUNU ÖLDÜRMEYİN!
1855 Okunma.
07 Ocak 2021
ÇÜRÜK TAHTA ÇİVİ TUTMAZ!
2345 Okunma.
31 Aralık 2020
ÇEYREK PORSİYON UMUTLARIM
1867 Okunma.
25 Aralık 2020
UYUYAN DEVİ UYANDIRDILAR
1926 Okunma.
19 Aralık 2020
YİĞİT SARSILIR; YERE YIKILMAZ!
1850 Okunma.
12 Aralık 2020
EMPERYALİZME KARŞI DİK DURMAK!..
2162 Okunma.
04 Aralık 2020
SEVGİ, FEDAKÂRLIKTIR!
1915 Okunma.
28 Kasım 2020
ÇARMIHA GERDİĞİMİZ MİSTİK KAVRAM: “EMPATİ”
1707 Okunma.
21 Kasım 2020
MİLLET BAHÇESİNE MERSİN’Lİ AHMET İSMİ YAKIŞIR…
2181 Okunma.
11 Kasım 2020
TURAN’A DOĞRU…
3035 Okunma.
06 Kasım 2020
TARİH VE KÜLTÜREL SAHİPSİZLİĞİN ADI: ‘’ ÇANDIR KALESİ’’
1884 Okunma.
31 Ekim 2020
TOROSLAR BELEDİYESİ’NDE YENİDEN YAPILANMA SÜRECİ (2)
2518 Okunma.
23 Ekim 2020
TOROSLAR BELEDİYESİ’NDE YENİDEN YAPILANMA SÜRECİ-1
2646 Okunma.
15 Ekim 2020
SESSİZ HIÇKIRIKLARIM…
2740 Okunma.
07 Ekim 2020
DOSTLUK, EMEK İSTER!
3232 Okunma.
03 Ekim 2020
ÖLÜM VE DOSTA VEDA
1700 Okunma.
19 Eylül 2020
KARAKTERLİ YALNIZLIK!
4362 Okunma.
11 Eylül 2020
EMPERYALİZM VE KONTROL EDEMEDİĞİ STRATEJİK AKIL
2422 Okunma.
28 Ağustos 2020
LOZAN, YUNAN ŞIMARIKLIĞI VE MUHALEFETİMİZ
2657 Okunma.
21 Ağustos 2020
BAŞKA ZİHNİN DEKORİSTLERİ…
2060 Okunma.
14 Ağustos 2020
BAŞARI, GAYRETE AŞIKTIR!
2115 Okunma.
08 Ağustos 2020
ASKIDAKİ HAYALLERİM
1772 Okunma.
30 Temmuz 2020
HİLAFET TARTIŞMASI…
1678 Okunma.
15 Temmuz 2020
15 TEMMUZ MANİFESTOSU
3293 Okunma.
11 Temmuz 2020
KLAVYE GLADYATÖRLERİ
2013 Okunma.
03 Temmuz 2020
BAROLARIN DEMOKRASİ PARADOKSU
2798 Okunma.
26 Haziran 2020
ÖNEMLİ OLAN SİZSİNİZ!
3046 Okunma.
20 Haziran 2020
MERSİN BÜYÜKŞEHİR İÇİN EMSAL OLABİLİR Mİ?
2952 Okunma.
13 Haziran 2020
AYASOFYA, NEDEN CAMİYE DÖNÜŞTÜRÜLMELİDİR?
2968 Okunma.
06 Haziran 2020
VİZYON ÜRETMEK
2489 Okunma.
30 Mayıs 2020
YALANA DEVAM EDİN!
2903 Okunma.
22 Mayıs 2020
SORGULAYAN NESİL
2293 Okunma.
16 Mayıs 2020
POTANSİYEL BUDAMASI
2113 Okunma.
09 Mayıs 2020
BAŞKAN GÜLTAK!..
2148 Okunma.
01 Mayıs 2020
ELİNİZİ PATLATINCAYA KADAR ALKIŞLAYIN!
2685 Okunma.
18 Nisan 2020
LİDERLİK; ÖNGÖREBİLMEKTİR!
3281 Okunma.
11 Nisan 2020
Adı Cemile
3090 Okunma.
04 Nisan 2020
Öldürmeyen, Güçlendirir!
3270 Okunma.
28 Mart 2020
Kelebek Etkisi Ve Göz Yaşlarımız
3531 Okunma.
21 Mart 2020
Sadece Alkışlayalım mı?
3207 Okunma.
14 Mart 2020
Harabeler Çiçeği
3433 Okunma.
07 Mart 2020
Bir Kültür Vizyonu: ‘’Ayyder’’
3463 Okunma.
29 Şubat 2020
Kan Kusacağız…
3376 Okunma.
22 Şubat 2020
Cahil Cesareti
3885 Okunma.
16 Şubat 2020
Politik amaç mı ; Politik ahlak mı ?
3616 Okunma.
08 Şubat 2020
Ülkem Gibi Gözü Yaşlı; Ülkem Gibi Yorgunum
3302 Okunma.
27 Ocak 2020
Tebessümün Feryadı
5028 Okunma.
19 Ocak 2020
Toroslar'dan Yörük Hasan
2729 Okunma.
12 Ocak 2020
Kanal İstanbul, Ufuk Körlüğü Ve Muhalefet
2664 Okunma.
06 Ocak 2020
İdrak Sorunu Ve Kavrayış Gecikmesi
3096 Okunma.
29 Aralık 2019
Bu kez başaramayacaksınız!
2947 Okunma.
22 Aralık 2019
Olmaz! Olamaz Derken Buda Oldu!..
2972 Okunma.
16 Aralık 2019
TKGM’den Sıradışı Bir Yapılanma; ‘’ Yurt Dışı Tapu İşlemleri’’
2987 Okunma.
09 Aralık 2019
Vicdan Üşümesi Mi; Vizyon Üşümesi Mi?
3048 Okunma.
02 Aralık 2019
Sözcüklerin İsyanı
3233 Okunma.
26 Kasım 2019
BİR EĞİTİM POLİTİKAMIZ VARMI?
3091 Okunma.
18 Kasım 2019
Başvuru için artık tapu dairelerine gitmenize gerek yok!
3337 Okunma.
11 Kasım 2019
10 KASIM VE ATATÜRK’E MEKTUP
3223 Okunma.
04 Kasım 2019
DİREN VE VAZGEÇME!
3397 Okunma.
28 Ekim 2019
LİDER OLUNMAZ; LİDER DOĞULUR!
3383 Okunma.
20 Ekim 2019
Toroslar Kent Konseyi büyük işlere imza atıyor
3572 Okunma.
14 Ekim 2019
Rüştünüzü ispattan başka çareniz yok Başkan Gültak! Bağlantı
3544 Okunma.
06 Ekim 2019
Liderlik sorunu, politik çiştenlik ve muhalefet
3641 Okunma.
02 Ekim 2019
Doktor robot, lütfen ameliyathaneye!..
3749 Okunma.
Haber Yazılımı