Yazı Detayı
30 Mayıs 2020 - Cumartesi 10:16 Bu yazı 1640 kez okundu
 
YALANA DEVAM EDİN!
İsmail Şimşek
istikbalgazetesi@gmail.com
 
 

                YALANA DEVAM EDİN!

27 Mayıs 1960 darbesi bu milletin sırtına vurulmuş hançer misali toplumsal hafızasında büyük travmalar yaşattı. Bu gün varlığını bu millete feda etmiş üç değerini; başvekil Adnan Menderes, Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu ve Maliye Bakanı Hasan Polatkan’ı bu alçak darbenin 60.yıldönümünde rahmet ve minnetle anıyoruz.

Bu günlerde benzer imalarla sosyolojik zemini enfekte etme adına bazı çağrışımların yapıldığına tanıklık ediyoruz.

Bazı kesimler iktidardan umudunu büsbütün kesmiş olmalı ki artık dur durak bilmeden bu yollara heves edip, bir darbeden umutla iktidar rüyalarına yatarken her fırsatta darbe çığırtkanlığı yapıyor. Hakikaten acınacak çolpa veya sakat bir durumu ortaya koyuyor bu çırpınışlar...

Bu gün bu kesimler bir vokal şeklinde darbe imalarını dillendirmeleri belli şeyleri gerçekmiş gibi ortalığa saçarak umutsuz bir umudu kovalamalarına sürekli bir çaresizlik bir, ‘’ majör depresyon’’ belirtileri desek yanılmış olmayız.

Oysa darbeler tarihine bakarsak bunun domino etkisiyle bir süreçeler bütünü olduğunu görürüz. 

Buradan şuraya geleceğim.  Bu gün mevcut iktidar özellikle Cumhurbaşkanı Erdoğan darbe veya muhtıra geleneğinin neredeyse gelmiş geçmiş tüm iktidarlara uygulanan yöntemlerin hepsine birden maruz kaldığını hepimiz biliyoruz.

Darbeler sürecine baktığımız zaman şu planlamaların adım adım uygulandığını görürüz:

- Öncelikle, iktidarların hukuki ve siyasi meşruiyeti tartışmalı hale getirilir; bu durum altlık olarak parti ve hükmi şahsiyeti sorgulanır, ardından siyasal güdümlemelerle siyasi krizlerin varlığı öne sürülerek iktidarın bunun üstesinden gelemediği lanse edilir.

İkinci aşama,   bu tezlerle sokak gösterileri ve sokak eylemleri ile sosyolojinin fay hatları harekete geçirilir. Toplumsal düzenin yerini kaosa bıraktığı izlenimi uyandırılmaya çalışılır.

Üçüncü aşama,  psikolojik harekât ve karalama kampanyalarıyla siyasal gücün sosyolojik gücü kırılmaya, bir yerlerden finansal krizler pompalanarak toplumda infial oluşturulmaya çalışılır.

Dördüncü aşama,  sosyla medya kışkırtmaları ile insanların yaşam alanlarına dokunan sabote eylemlerle iktidar aciz bırakılmaya çalışılarak toplumsal infialler uyandırılmaya çalışılır. Dolayısıyla iktidarın otoritesi yıpratılarak demokratik sistem çökertilmek istenir.

Son aşama, 1980 öncesinde olduğu gibi siyasal cinayetler ve terör eylemleri belli yerlerden azdırılarak toplum tahrik edilir milli güvenliğin ve kamu gücünün kaybolduğu algısı pompalanır.

Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de darbe sürecine giden yol bu ve benzeri taşlarla döşenmiş , darbeler bu şekilde hayata geçirilmeye çalışılmıştır.

Son zamanlarda ilk dört aşama güdümleme anket şirketleriyle siyasi desteğin yüzde 35’lere düştüğü zannı ile iktidarı meşruiyet sorunu tartışması içine çekme çabası bir dizayn kurgusu formüle edilmeye çalışılmaktadır.

Mesela, dolar manipülasyonları ekonomik çöküntü ve toplumsal infial görüntüsü verme çabası bu kaos zeminini oluşturma gayretidir.

Aslında bir süredir görünen husus, AK Parti ve Erdoğan’dan rahatsız olan küresel güçlerin Türkiye’de dönemsel olarak kullandığı ve birbiriyle rekabet eden piyonlarını harekete geçirme çabaları, sosyolojinin fay hatlarını kurcalama girişimleri bunun içindir.

Bu odakların iktidar ve sistem değişikliği arzusu hararetli bir şekilde kendisini hissettirmektedir.

Genel seçimlerden sonuç alma ve seçimleri bekleme tahammülü kalmayan bazı ‘’üniformalı politikacıların’’ ;  bazı  yapıları tahrik ederken bir şekilde iktidarı devirmek istemektedirler.

Bu günlerde iktidara dönük manipülasyon çabaları iktidarın zafiyet yaşadığı, meşruiyetini yitirdiği zannını oluşturma çabası bunun işaretidir.

İnsanımızın feraseti ve demokratik teamüllere olan inancı darbe mekanizmasının attığı adımları hemen deşifre edilme yeteneği kazanması ve anında etkisizleştirilme refleksi  en büyük kazanımımız olması yönüyle önemli bir durumdur.

Misal, Hitler’in sağ kolu ve propaganda bakanı Joseph Goebbels’in,   ‘’Yalan söyleyin, mutlaka inanan çıkacaktır. Olmazsa, siz yalana devam edin”  sözü sürekli hale gelen yalanın propaganda olarak  kitleleri nasıl harekete geçirdiği düşünüldüğünde bazı siyasal merkezlerin ve yan kuruluşlarının  ‘’iktidara aşerme’’ çabaları ile yalana sarılması ahlaksızda olsa amaca giden her yol mubahtır anlayışı  üzerinde düşünülmesi gerekir.

Bu gün iktidar umudunu artık terkeden kesimlerin bu gün tek çıkar yol olarak artık yalanı ve kaosu körüklüyerek  toplumsal zemini  enfekte gayreti, manidardır.

Oysa iktidar iklimine sırılsıklam aşık bu militarist aklın;  tarih yetimi olmayan bu milletin genetiğini, toplumsal ritüellerini bir kavrayabilse, bu millet için siyaset üstü davranıp kollektif akılla devleti ve milleti için çalıştığı görüntüsünü bir verebilse, terörle bu toplumun temelini dinamitleme gayreti olan iç işgal heveslisi iç uzantılara uzak olduğu hissini bir yansıtabilse, amalarla fakatlarla düşünmeden 27 Mayıs’ı açık yüreklilikle bir lanetleyebilse toplum bunu görürken kendi içinde bulundukları iktidarı elde edememe sürekli umutsuzluk ve çaresizlik haline yönelik bu majör depresyon halinin tedavi edilebilir hale everildiğini  kendileri de görecektir.

Siyasetin ve siyasetçinin  MR’ını çeken bu kadim millet;  kendisine yapılan yanlışı veya doğruyu hiçbir zaman teğet geçmez.  

 

 

 
Etiketler: YALANA, DEVAM, EDİN!,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
03 Temmuz 2020
BAROLARIN DEMOKRASİ PARADOKSU
750 Okunma.
26 Haziran 2020
ÖNEMLİ OLAN SİZSİNİZ!
1807 Okunma.
20 Haziran 2020
MERSİN BÜYÜKŞEHİR İÇİN EMSAL OLABİLİR Mİ?
1705 Okunma.
13 Haziran 2020
AYASOFYA, NEDEN CAMİYE DÖNÜŞTÜRÜLMELİDİR?
1717 Okunma.
06 Haziran 2020
VİZYON ÜRETMEK
1222 Okunma.
22 Mayıs 2020
SORGULAYAN NESİL
1013 Okunma.
16 Mayıs 2020
POTANSİYEL BUDAMASI
864 Okunma.
09 Mayıs 2020
BAŞKAN GÜLTAK!..
890 Okunma.
01 Mayıs 2020
ELİNİZİ PATLATINCAYA KADAR ALKIŞLAYIN!
1447 Okunma.
18 Nisan 2020
LİDERLİK; ÖNGÖREBİLMEKTİR!
2083 Okunma.
11 Nisan 2020
Adı Cemile
1821 Okunma.
04 Nisan 2020
Öldürmeyen, Güçlendirir!
2044 Okunma.
28 Mart 2020
Kelebek Etkisi Ve Göz Yaşlarımız
2300 Okunma.
21 Mart 2020
Sadece Alkışlayalım mı?
1993 Okunma.
14 Mart 2020
Harabeler Çiçeği
2158 Okunma.
07 Mart 2020
Bir Kültür Vizyonu: ‘’Ayyder’’
2253 Okunma.
29 Şubat 2020
Kan Kusacağız…
2139 Okunma.
22 Şubat 2020
Cahil Cesareti
2571 Okunma.
16 Şubat 2020
Politik amaç mı ; Politik ahlak mı ?
2420 Okunma.
08 Şubat 2020
Ülkem Gibi Gözü Yaşlı; Ülkem Gibi Yorgunum
2099 Okunma.
27 Ocak 2020
Tebessümün Feryadı
3723 Okunma.
19 Ocak 2020
Toroslar'dan Yörük Hasan
1484 Okunma.
12 Ocak 2020
Kanal İstanbul, Ufuk Körlüğü Ve Muhalefet
1450 Okunma.
06 Ocak 2020
İdrak Sorunu Ve Kavrayış Gecikmesi
1627 Okunma.
29 Aralık 2019
Bu kez başaramayacaksınız!
1709 Okunma.
22 Aralık 2019
Olmaz! Olamaz Derken Buda Oldu!..
1740 Okunma.
16 Aralık 2019
TKGM’den Sıradışı Bir Yapılanma; ‘’ Yurt Dışı Tapu İşlemleri’’
1761 Okunma.
09 Aralık 2019
Vicdan Üşümesi Mi; Vizyon Üşümesi Mi?
1823 Okunma.
02 Aralık 2019
Sözcüklerin İsyanı
1971 Okunma.
26 Kasım 2019
BİR EĞİTİM POLİTİKAMIZ VARMI?
1885 Okunma.
18 Kasım 2019
Başvuru için artık tapu dairelerine gitmenize gerek yok!
2096 Okunma.
11 Kasım 2019
10 KASIM VE ATATÜRK’E MEKTUP
2016 Okunma.
04 Kasım 2019
DİREN VE VAZGEÇME!
2169 Okunma.
28 Ekim 2019
LİDER OLUNMAZ; LİDER DOĞULUR!
2178 Okunma.
20 Ekim 2019
Toroslar Kent Konseyi büyük işlere imza atıyor
2359 Okunma.
14 Ekim 2019
Rüştünüzü ispattan başka çareniz yok Başkan Gültak! Bağlantı
2334 Okunma.
06 Ekim 2019
Liderlik sorunu, politik çiştenlik ve muhalefet
2434 Okunma.
02 Ekim 2019
Doktor robot, lütfen ameliyathaneye!..
2533 Okunma.
Haber Yazılımı