Yazı Detayı
03 Temmuz 2020 - Cuma 10:15 Bu yazı 1824 kez okundu
 
BAROLARIN DEMOKRASİ PARADOKSU
İsmail Şimşek
istikbalgazetesi@gmail.com
 
 

BAROLARIN DEMOKRASİ PARADOKSU

Bazı insanlara şaşıyorum. Fırsat bulup entelektüel bulduğunuz birisi ile ‘’ demokratik değerler’’ üzerine biraz söyleşi yaptığınızda kendisini dünyaya indirilmiş demokrasi havarisi sanırsınız.

Çokluktan, çoğulculuktan, haktan hukuktan bahsederler, bir zaman sonra kendileriyle ilgili kendilerinin pozisyonunu ilgilendiren sıkıntıya sokacak aslında demokratik teamüllerle ilgili bir uygulama yaşadıklarında o cana şifa ruha gıda sözlerin sahibi insanı hiç tanıyamazsınız.

Elinde demokrasi değneği ile demokrasi havarisi gördüğünüz muhteremi, o an elindeki değneği sizi yere indirmek için kullandığını, demokrasi maskesinin düştüğünü görürsünüz.

Bunlar genelde batı değerleri üzerinden yürürler, batıyı öve öve bitiremezler. İki sözcüğünün birinde ABD, Avrupa kavramı vardır ama ideolojileri doğu menşeilidir. Çünkü entelektüel gardırobunu ispat etmek için batı, demokrasi gibi kavramlara çok ihtiyaç duyarlar.

Aslında söylemek istediğim şu:  Türkiye’de artık bazı vesayet sistemi kalıntılarının tahakküm  düzeninin demokratikleştirilmesi gerekiyor.

Siyasal partiler dahil bir çok meslek örgütlerinin; Alman Sosyolog Robert Michels tarafından ortaya atılan ‘’ Oligarşinin Tunç Yasası ‘’ na göre bir işleyiş düzeni sergilediğini görüyoruz.

Bu sosyolojik kavram, örgütlü yapılarda yönetimi ele geçiren bir zümrenin zaman içinde döşediği köşe taşlarıyla saltanatını kolay kolay kaybetmediği göstermelik bir demokratik yapıyı tanımlar.

Bu oligarşik düzeni bu gün barolarda da geçerleyebiliriz.

Baroların son bir haftadır yürüyüşlerinde attıkları sloganlara bakıyoruz, bilindik klişe kavramlar : ‘’ Savunma hakkı engellenemez!’’

27 maddelik bu kanun metnine, bir göz attığınızda ortada savunma hakkıyla ilgili bir düzenleme olmadığı gibi avukatların özlük haklarına halel getirecek zorlamaya mahal bir durumun olmadığını görürsünüz. 

Kopartılan gürültünün nedeni kısaca elde ettikleri bu ‘’baro saltanatının’’ yeniden sorgulanıyor olmasında geliyor.

Birçok meslek örgütlerinden özellikle barolardan da doğal olarak demokratik bir tavır beklersiniz. Misal çoğulcu düşünmelerini, çoğulculuğu öncelemelerini çokluğa değer atfetmelerini kısaca bu gibi demokratik değerlerin içini doldurmalarını hukuku savunanlar olarak sahiplenmelerini beklersiniz.

Dedim ya işin aslı, istisnalar dışında hiçbir zaman öyle olmuyor. 

Bana göre barolar eğer bir şeyler yapacaksa önce bir meslek örgütü olarak temsil ettikleri avukatların hak ve hukuklarını korumakla ilgili bir tahakküm varsa bunu önceleyip, buna karşı bir tavır geliştirmeleri gerekir. Yoksa samimiyetleri sınamaya tabi olur.

Ayrıca barolar mesleki bir örgütlenme olduğu için siyasetle içli dışlı olamazlar, siyasete müdahale edemezler, siyasetçiye istikamet çizemezler. Sonuçta onlarda bir kamu görevi ifa ettikleri gibi  onlarda bir nevi kamu görevlisi pozisyonundalar.

Peki, öylemi derseniz, öyle olmadığını görürsünüz. Barolar başta TTB, TMMOB gibi meslek örgütlerinin; sosyo-politik tarihsel sürecine baktığınızda ihtiyaç olduğu zamanlarda demokratik haklar linç edilirken mesela özellikle 28 Şubat sürecinde hukuk fakültesinden atılan başörtülü geleceğin avukat adayları kız çocuklarının, mesleğini icra etmeye çalışan başörtülü avukat hanımların sesli çığlıklarına sessiz kaldıklarını hatırlayın!

Bu gün ortalığa çıkıp bağıranların ‘’zihin selefleri’’ o gün ortaya çıkıp bu mağdur insanların haklarını savunsaydı bu gün bu protestolar halk nezdinde daha meşru daha makul olarak kabul görürdü.

Ayrıca ülkede 130 bin avukat olduğu düşünüldüğünde meslek mensuplarının ancak yüzde 15-20’sinin oyunu alıp, yüzde 80-85’e hükmetmeyi,  tepede paşalar gibi mutlu bir azınlık olarak bütün avukatlar adına ahkâm kesme ayrıcalığını kim elinin tersiyle itmek ister?

Mesele avukat haklarına halel getirici düzenlemeyle ilgili değil; mesele ‘’tamamen politik, tamamen ideolojik!’’

27 maddelik metne şöyle bir göz attım, tamamen baronun iç işleyişi ile ilgili sistemi kendi içinde disipline eden metinlerden oluşuyor. Tekrar söylüyorum ortada savunma hakkı ile ilgili bir düzenleme yok!

Burada kopartılan gürültünün asıl nedeni,’’ baro üye sayısı 5 binin üzerinde olan illerde 2 bin koşulunu sağlamak şartıyla ikinci bir baro kurulabilme imkânı getirilmesi.’’

Bunu sağlayan iller ise, İstanbul, Ankara ve İzmir… Yani bu üç il, TBB seçimlerinde 78 il’e hükmediyor. Bu düzenlemeyle 5 binin üzerinde üye sayısına sahip bu illere çoklu sistemle temsil hakkı getiriliyor. 

Bugün parlamento barolarda azınlığın çoğunluğa tahakkümünü engellemek için bir çaba harcıyor. Köhneleşmiş bir demokratik yapıyı yeniden güncelleyerek demokrasinin önünü açıyor. Tek seslilik yerine barolarda çok sesliliği sağlamaya çalışıyor.

Eskimiş vesayet düzeni bir bir yıkılıyor. Belli zümrelerin yarım asırdır sürdürdüğü tahakküm yeniden sorgulanıyor. Tek bir zihniyetin ete kemiğe büründürdüğü monolitik yapı yeniden aktüel edilmeye çalışılıyor.

Artık eski devlet eski köhnemiş düzen yok. Birileri inkar etse de bu ülke demokratikleşme yolunda çok büyük mesafeler  aldı.

Zamanı geldi, geç bile kalındı. Sadece barolar değil, diğer meslek örgütleri de sorgulanmalı...

Artık bu ihtiyaçtan öte birer zorunluluk…

 

 
Etiketler: BAROLARIN, DEMOKRASİ, PARADOKSU,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
30 Temmuz 2020
HİLAFET TARTIŞMASI…
517 Okunma.
15 Temmuz 2020
15 TEMMUZ MANİFESTOSU
2259 Okunma.
11 Temmuz 2020
KLAVYE GLADYATÖRLERİ
1047 Okunma.
26 Haziran 2020
ÖNEMLİ OLAN SİZSİNİZ!
2062 Okunma.
20 Haziran 2020
MERSİN BÜYÜKŞEHİR İÇİN EMSAL OLABİLİR Mİ?
1984 Okunma.
13 Haziran 2020
AYASOFYA, NEDEN CAMİYE DÖNÜŞTÜRÜLMELİDİR?
1952 Okunma.
06 Haziran 2020
VİZYON ÜRETMEK
1464 Okunma.
30 Mayıs 2020
YALANA DEVAM EDİN!
1879 Okunma.
22 Mayıs 2020
SORGULAYAN NESİL
1260 Okunma.
16 Mayıs 2020
POTANSİYEL BUDAMASI
1107 Okunma.
09 Mayıs 2020
BAŞKAN GÜLTAK!..
1138 Okunma.
01 Mayıs 2020
ELİNİZİ PATLATINCAYA KADAR ALKIŞLAYIN!
1686 Okunma.
18 Nisan 2020
LİDERLİK; ÖNGÖREBİLMEKTİR!
2324 Okunma.
11 Nisan 2020
Adı Cemile
2075 Okunma.
04 Nisan 2020
Öldürmeyen, Güçlendirir!
2285 Okunma.
28 Mart 2020
Kelebek Etkisi Ve Göz Yaşlarımız
2538 Okunma.
21 Mart 2020
Sadece Alkışlayalım mı?
2229 Okunma.
14 Mart 2020
Harabeler Çiçeği
2404 Okunma.
07 Mart 2020
Bir Kültür Vizyonu: ‘’Ayyder’’
2494 Okunma.
29 Şubat 2020
Kan Kusacağız…
2380 Okunma.
22 Şubat 2020
Cahil Cesareti
2815 Okunma.
16 Şubat 2020
Politik amaç mı ; Politik ahlak mı ?
2649 Okunma.
08 Şubat 2020
Ülkem Gibi Gözü Yaşlı; Ülkem Gibi Yorgunum
2336 Okunma.
27 Ocak 2020
Tebessümün Feryadı
3968 Okunma.
19 Ocak 2020
Toroslar'dan Yörük Hasan
1722 Okunma.
12 Ocak 2020
Kanal İstanbul, Ufuk Körlüğü Ve Muhalefet
1690 Okunma.
06 Ocak 2020
İdrak Sorunu Ve Kavrayış Gecikmesi
1864 Okunma.
29 Aralık 2019
Bu kez başaramayacaksınız!
1956 Okunma.
22 Aralık 2019
Olmaz! Olamaz Derken Buda Oldu!..
1982 Okunma.
16 Aralık 2019
TKGM’den Sıradışı Bir Yapılanma; ‘’ Yurt Dışı Tapu İşlemleri’’
2004 Okunma.
09 Aralık 2019
Vicdan Üşümesi Mi; Vizyon Üşümesi Mi?
2065 Okunma.
02 Aralık 2019
Sözcüklerin İsyanı
2214 Okunma.
26 Kasım 2019
BİR EĞİTİM POLİTİKAMIZ VARMI?
2123 Okunma.
18 Kasım 2019
Başvuru için artık tapu dairelerine gitmenize gerek yok!
2348 Okunma.
11 Kasım 2019
10 KASIM VE ATATÜRK’E MEKTUP
2255 Okunma.
04 Kasım 2019
DİREN VE VAZGEÇME!
2416 Okunma.
28 Ekim 2019
LİDER OLUNMAZ; LİDER DOĞULUR!
2415 Okunma.
20 Ekim 2019
Toroslar Kent Konseyi büyük işlere imza atıyor
2599 Okunma.
14 Ekim 2019
Rüştünüzü ispattan başka çareniz yok Başkan Gültak! Bağlantı
2573 Okunma.
06 Ekim 2019
Liderlik sorunu, politik çiştenlik ve muhalefet
2676 Okunma.
02 Ekim 2019
Doktor robot, lütfen ameliyathaneye!..
2778 Okunma.
Haber Yazılımı