Yazı Detayı
11 Nisan 2020 - Cumartesi 12:50 Bu yazı 2075 kez okundu
 
Adı Cemile
İsmail Şimşek
istikbalgazetesi@gmail.com
 
 

Akşam üzereydi, ortalık yavaş yavaş kararıyordu.Sarı saçlı yeşil gözlü yedi yaşlarında bir kız çocuğu koşarak girdi tahta barakanın kapısından içeriye. Yeşil eriği andıran iri patlak yeşil gözünü barakanın tavanına dikip birden korku ile haykırdı: “Gitti bubam, gitti bubam!..”

İnim inimledi tahta barakadan ev. Evdekiler ilk başta ne olduğunu anlayamamışlardı. Sonra asıl mesele anlaşıldı. Evin reisi Memed  amca, köyde bilinen ismiyle Mallı Memed avgın kazarken  göçük altında kalmış, birlikte çalıştığı Topal Yaşar önce kendisi çıkartmaya çalışmış Mallı Memed’i çıkartamayınca köyden birilerini çağırmış, onlarla da çıkaramamış boz toprak altındaki Mallı Memed’i. Durumu haber vermeye gelenler, yolda Cemile’ye söylemişler.

O an kor gibi yanan yüreklerle birlikte ağıtlar birbirine karıştı. Cemile ailenin ortanca kızıydı. Hayalleri vardı, okumak öğretmen olmaktı rüyası. Bu hayalini sınıf öğretmeni Nesibe öğretmeni aşılamıştı ona. Sınıfında da hayli çalışkandı. Ancak fakirlik vardı, aile oldukça fakirdi. Mallı Mehmet yerin metrelerce derinliklerinde tehlikelide olsa kuyu yada avgın kazarak  geçindirirdi ailesini.

Fakirlik ve çaresizlik bu vakitsiz ölümün ve babasız kalmanın, bir başına yetim kalmanın getirdiği müzminleşmiş yükün adı Cemile’y di artık. Bir başına kaldı Cemile, bir başına kaldı  aile, yedi kız çocuğu ile birlikte… Evin annesi Ayşe teyze erkek mizaçlı zorlu bir Osmanlı kadını idi. Çok iş düşecekti bundan sonra Ayşe teyzeye. Yeri gelecek ana,  yeri gelecek baba, yeri gelecek bacı olacaktı bir başlarına kalan yeni yetme, yedi yetim çocuğuna...

Bir zaman sonra serpildi, on yedi yaşlarında alımlı bir kız oldu Cemile. Umudu okumaktı ancak yoksulluk, çaresizlik ve birde babasızlık, elde edemediği okuma umudunu zorunlu olarak başka hayallere -okuyamamış köy kızlarının hayali telli duvaklı  evlilik hayaline- yöneltmişti.

Köy yerlerinde genç kızların umutları, hayalleri ve evlilikleri köy yaşam alanı ile sınırlıdır. Bunun istisnası köyle akrabalık bağı olan birilerinin köydeki akrabasının tavsiyesi ile   köyden birisinin görüp de beğenip istemesiyle mümkün olabiliyordu.

Cemile gönlünü köyden bir serseri kızana kaptırmıştı. Ancak yöre tabiri ile kopuk, hayta ruhlu bu apaş tipin niyeti halis olmadığı gibi maksadı yetim Cemile ile gönül eğlendirmekti. Belki de Cemile’yi babasız bir başına yetim bulmanın getirdiği cesaretten, sırtlan refleksinin getirdiği acımasızlıktan olsa gerek daha on yedi yaşına yeni basan Cemile’nin  hayalleriyle birlikte inancını, umutlarını ve geleceğini de karartmıştı. İşte okumaktan sonraki zorunlu hayali olan evlilik düşü de son bulmuştu bir mezalimin elinden. Böyle bir baht olur muydu ama oluyordu kim bilir daha neler görecekti bu zalim dünyada Cemile.

Bu yaşananlar aile için tam bir yıkım oldu.   Aile, evde bir reis olmamanın hele birde evi çekip çevirecek bir erkek evladı olmamanın neticesini yıllarca çok çekti. Uzun bir süre yaşanan bu sıkıntılar evin annesi Ayşe teyzeyi yeni bir izdivaca zorunlu kıldı. Başka köyün birinden Keleş Mahmut diye biriyle evlendi. Mahmut amca itibarlı, temiz ve güzel ruhlu bir insandı. Bu yedi çocuğa sahip çıktı, babalarını aratmamaya çalıştı. Artık köylerinden kopmuşlar başka bir köyde yaşamaya başlamışlardı. Gerçi köylerinin mesafesi çokta uzak değildi, isteseler babalarının da mezarını zaman zaman ziyaret edip, akrabalarıyla görüşebilirlerdi.

Çakallar, sürünün çok olduğu yeri değil sahipsiz olduğu yeri tercih ederlermiş.” Annenin evliliği neticesinde geldikleri evin ortanca oğlu göz koymuştu Cemile’ye. Nasıl olsa onu savunacak kimsesi de yoktu… Haykırdığı zaman sesini duyuracağı kendisini anlayacak bir bir babası bir ağabeyi de yoktu Cemile’nin… O da kandırdı güzel umutlarla, evlilik hayali ile   güzel Cemile”yi. Bir de o vurdu sadece sevgi ve mutluluk isteyen bu körpe umuda… Bir başına kalakaldı gene ortada sanki çakalın pençesine düşmüş ceylan gibi. Kader bitti demeden hiçbir şey bitmez, Cemile!..  Sen ne kadar çabalarsan çabala...

Bir gün evlerine eniştesiyle bir misafir gelmişti, ilk başta anlayamamıştı olan biteni, uzak bir köyden varlıklı birine benziyordu, cambazmış, hayvan alımı için geldiği   söylenmişti. Ancak bu sebep esas meselenin görünen yüzüydü. Aslında gelen Cemile için gelmişti. Adam zamanında kendinden yaşça epey büyük biriyle evlendirilmişti ve kuma olarak talip olmuştu Cemile”ye…

Cemile yaşadığı bunca talihsizlikten sonra yaşça biraz büyük olsa da gönlü azda olsa kaymıştı bu orta yaşlı adama. Kuma olarak gitmişti başka bir köye. Zaman içinde hem ısınmış hem de sevmişti adamı. Cemile”nin bu evlilikten biri oğlan iki kız birbirinden güzel üç çocuğu olmuştu.

Mutluluk Cemile için biraz lükstü. Üç çocuğunun babası, geçte olsa gönlünün demir attığı gemi alabora olmuştu. Şeker hastalığı kocasını önce kör etmiş bir süre sonra vefatına neden olmuştu. Bir başına kalmıştı yine… Hükümet nikahı da yoktu Cemile’nin… Nikah kumasındaydı, hiç bana da nikah kıy  dememişti. Cemile”nin hastalandığında bir sosyal güvencesi de yoktu. Sosyal güvence nedir, Sigorta dedikleri nedir bunu da bilmezdi hiç. Bir başına üç çocukla kalakaldı ortada…

Çevresinden, köyün birinde yetmiş yaşlarında hali vakti yerinde bir adam  varmış  dul kadın arıyormuş, hem çocuklarına babalık yapar, hem de geçinir gidersin ayrıca hükümet nikahı da kıyacakmış dediler. İlk defa hükümet nikahı ile tanışacaktı kırk yaşlarındaki Cemile… Çaresizliğin getirdiği nedenlerle yetmişli  yaşlardaki  yaşlı bir adamla evlendirildi.

Hep sevgi, şefkat, merhamet vurgunu yemiş, gün yüzü görmemiş bir zamanların adı gibi ‘’ güzel ve endamlı’’  Cemile’si, bu gün nerelerde acaba ne yapıyor diye sormak isterseniz size küçük bir ip ucu vereyim… Yıllar önce Cemile’yi son gördüğümde; hayat mücadelesinde haksızlık, eziyet ve sıkıntı içindeki  pes etmiş hayatı ile uzak bir köyde,  artık beyazlaşmış sarı saçı, iriliğinden eser kalmamış yeşil gözü, kendisinin bile tanıyamadığı derin çizgili o beyaz yüzüyle belki de hiçbir zaman tam olarak yaşayamadığı sevgiyi, şefkati ve merhameti seksenli yaşlarda ki son kocasında yaşamanın burukluğu ile  kendi sağlık sorunları yanında yaşlı kocasının sağlık sorunlarıyla  tamamlıyordu çilesini... Bir zamanların sarı saçlı, iri yeşil gözlüsü, öğretmen olmak heveslisi, yıkık dökük dünyamızın viraneler çiçeği Cemile, şimdi hangi rüzgarlarda nerelerde savruluyor bilemiyorum.

 
Etiketler: Adı, Cemile,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
30 Temmuz 2020
HİLAFET TARTIŞMASI…
517 Okunma.
15 Temmuz 2020
15 TEMMUZ MANİFESTOSU
2258 Okunma.
11 Temmuz 2020
KLAVYE GLADYATÖRLERİ
1047 Okunma.
03 Temmuz 2020
BAROLARIN DEMOKRASİ PARADOKSU
1823 Okunma.
26 Haziran 2020
ÖNEMLİ OLAN SİZSİNİZ!
2062 Okunma.
20 Haziran 2020
MERSİN BÜYÜKŞEHİR İÇİN EMSAL OLABİLİR Mİ?
1982 Okunma.
13 Haziran 2020
AYASOFYA, NEDEN CAMİYE DÖNÜŞTÜRÜLMELİDİR?
1951 Okunma.
06 Haziran 2020
VİZYON ÜRETMEK
1464 Okunma.
30 Mayıs 2020
YALANA DEVAM EDİN!
1879 Okunma.
22 Mayıs 2020
SORGULAYAN NESİL
1260 Okunma.
16 Mayıs 2020
POTANSİYEL BUDAMASI
1106 Okunma.
09 Mayıs 2020
BAŞKAN GÜLTAK!..
1137 Okunma.
01 Mayıs 2020
ELİNİZİ PATLATINCAYA KADAR ALKIŞLAYIN!
1685 Okunma.
18 Nisan 2020
LİDERLİK; ÖNGÖREBİLMEKTİR!
2323 Okunma.
04 Nisan 2020
Öldürmeyen, Güçlendirir!
2285 Okunma.
28 Mart 2020
Kelebek Etkisi Ve Göz Yaşlarımız
2538 Okunma.
21 Mart 2020
Sadece Alkışlayalım mı?
2229 Okunma.
14 Mart 2020
Harabeler Çiçeği
2404 Okunma.
07 Mart 2020
Bir Kültür Vizyonu: ‘’Ayyder’’
2493 Okunma.
29 Şubat 2020
Kan Kusacağız…
2380 Okunma.
22 Şubat 2020
Cahil Cesareti
2815 Okunma.
16 Şubat 2020
Politik amaç mı ; Politik ahlak mı ?
2649 Okunma.
08 Şubat 2020
Ülkem Gibi Gözü Yaşlı; Ülkem Gibi Yorgunum
2336 Okunma.
27 Ocak 2020
Tebessümün Feryadı
3968 Okunma.
19 Ocak 2020
Toroslar'dan Yörük Hasan
1722 Okunma.
12 Ocak 2020
Kanal İstanbul, Ufuk Körlüğü Ve Muhalefet
1690 Okunma.
06 Ocak 2020
İdrak Sorunu Ve Kavrayış Gecikmesi
1864 Okunma.
29 Aralık 2019
Bu kez başaramayacaksınız!
1956 Okunma.
22 Aralık 2019
Olmaz! Olamaz Derken Buda Oldu!..
1982 Okunma.
16 Aralık 2019
TKGM’den Sıradışı Bir Yapılanma; ‘’ Yurt Dışı Tapu İşlemleri’’
2004 Okunma.
09 Aralık 2019
Vicdan Üşümesi Mi; Vizyon Üşümesi Mi?
2065 Okunma.
02 Aralık 2019
Sözcüklerin İsyanı
2214 Okunma.
26 Kasım 2019
BİR EĞİTİM POLİTİKAMIZ VARMI?
2123 Okunma.
18 Kasım 2019
Başvuru için artık tapu dairelerine gitmenize gerek yok!
2347 Okunma.
11 Kasım 2019
10 KASIM VE ATATÜRK’E MEKTUP
2255 Okunma.
04 Kasım 2019
DİREN VE VAZGEÇME!
2416 Okunma.
28 Ekim 2019
LİDER OLUNMAZ; LİDER DOĞULUR!
2414 Okunma.
20 Ekim 2019
Toroslar Kent Konseyi büyük işlere imza atıyor
2599 Okunma.
14 Ekim 2019
Rüştünüzü ispattan başka çareniz yok Başkan Gültak! Bağlantı
2573 Okunma.
06 Ekim 2019
Liderlik sorunu, politik çiştenlik ve muhalefet
2676 Okunma.
02 Ekim 2019
Doktor robot, lütfen ameliyathaneye!..
2778 Okunma.
Haber Yazılımı